Sign in

Sosyolog

@sosyolog.bsky.social
153 followers 217 following 40 posts

Çok disiplinli araştırmacı

PostsRepliesMedia
Reposted by Sosyolog
Kutsi Akıllı @kuzubudu.bsky.social · 29/09/2026
#ücretsizokulyemeği bir lüks değil, gelecek nesillerin sağlıklı yetişmesi için gerekliliktir. Türkiye'deki en önemli sorunlardan biri de, çocukluktaki yetersiz beslenmedir. Dengesiz ve yetersiz beslenmenin yarattığı zihinsel ve fiziksel problemleri anlattım youtu.be/mx3a1nfkubs
youtu.be
"Okul Yemeği" lüks mü, hak mı?
YouTube video by Kutsi Akıllı
093
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 16/09/2026
Emek Gençliği’nin başta İstanbul ve Ankara olmak üzere, sanayi bölgelerinde 530 genç ve çocuk işçiyle yüz yüze yaptığı anket çalışması; erken yaşta işçileşmenin ve güvencesiz çalışmanın boyutunu ortaya koydu. 23’ü 15 yaşın altında olan çocukların en küçüğü 11 yaşında. Çalışan çocuklar kendi…
062
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 15/09/2026
Özenle yazılmış çok bilgilendirici bir analiz:
000
Reposted by Sosyolog
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 06/09/2025
Filenin Sultanları Tebrikler 👏🏆🇹🇷🎉🎊💐 Gurur ve sevinçle ♥️
001
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 03/09/2026
‘Türkiye’de özgün bir fantastik sinema mümkün’ Yönetmen Semih Ellialtı’nın Galaksinin Tezenesi adlı kısa filmi, Anadolu’nun ozanlık kültürünü psychedelic… www.evrensel...
evrensel.net
‘Galaksinin Tezenesi’ adlı kısa filmin Yönetmeni Semih Ellialtı: ‘Türkiye’de özgün bir fantastik sinema mümkün’ - Evrensel
Yönetmen Semih Ellialtı’nın Galaksinin Tezenesi adlı kısa filmi, Anadolu’nun ozanlık kültürünü psychedelic rock, şaman ritüelleri ve fantastik sinemayla buluşturuyor.
011
Reposted by Sosyolog
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 19/12/2024
Cien años de soledad, Yüzyıllık Yalnızlık: G. G. Marquez'in romanı ayrı güzel, dizi film (netflix) ayrı güzel. Kitabı okumadan diziyi izleyeceklere yardımcı olabilecek bir şema buldum. Kaynak: Google görseller.
001
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 20/07/2026
"C Blok", Zeki Demirkubuz, 1994, 1980 sonrası  toplumsal dönüşümüne kentleşme, yabancılaşma, gözetleme, iletişim kopukluğu, sınıfsal duvarlar gibi kavramlar açısından bakan  hem sosyolojik hem psikolojik katmanları bakımından  müthiş bir film: youtu.be/aaw2bsopoZE?...
youtu.be
C BLOK I Full Film | Zeki Demirkubuz
YouTube video by Zeki Demirkubuz
000
Reposted by Sosyolog
Alain Truong ♎🏳️‍🌈🏴‍☠️ @alaintruong.bsky.social · 17/07/2026
Céramique, XVIIIe siècle. Kutahya. Chope en céramique, à décor végétal et géométrique en bandeaux et d’épis stylisés. H 121 mm / D 98 mm © MAF
093
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 05/07/2026
Sosyolojik bir mercek: youtu.be/ZJvdHrSXxgk?...
youtu.be
Türkiye'de yemekçe konuşulur
YouTube video by Kutsi Akıllı
020
Reposted by Sosyolog
Kısa Dalga @kisadalgamedya.bsky.social · 22/06/2026
✏️ Geleceğe karşı bir vicdan borcu: Cebeci Ortaokulu Cebeci Ortaokulu Cumhuriyet aydınlarının, sanatçılarının ve siyasetçilerinin koridorlarında koşturduğu, bahçesinde oyunlar oynayıp sınıflarında yan yana oturduğu bir hafıza mekânı. Tezcan Karakuş Candan yazdı kisadalga.net/yazar/gelece...
kisadalga.net
Geleceğe karşı bir vicdan borcu: Cebeci Ortaokulu
TEZCAN KARAKUŞ CANDAN | Cebeci Ortaokulu Cumhuriyet aydınlarının, sanatçılarının ve siyasetçilerinin koridorlarında koşturduğu, bahçesinde oyunlar oynayıp sınıflarında yan yana oturduğu bir hafıza mek...
021
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 21/06/2026
Suriyeli kadınlar için dönüş sadece bir yer değiştirme değil Suriyeli erkekler geri dönüşü daha çok ekonomik ve ailevi gerekçelerle savunurken, kadınlar Suriye’de karşılaşacakları toplumsal… www.evrensel...
evrensel.net
Suriyeli kadınlar için dönüş sadece bir yer değiştirme değil - Evrensel
Dilvin ve Alaa’nın hikayeleri, Suriye’ye dönüş tartışmasının kadınlar açısından yalnızca memlekete dönmek değil; çalışma hayatı, özgürlük ve kendi yaşamları üzerinde söz sahibi olma mücadelesi olduğunu gösteriyor.
022
Reposted by Sosyolog
Mujeres con ciencia @mujeresconciencia.com · 10/06/2026
#HaceOnceAños Machismo en ciencia  Un artículo de @molinos.bsky.social 
mujeresconciencia.com
Machismo en ciencia - Mujeres con ciencia
Tim Hunt. Sexismo. Machismo. Conferencia Mundial de Periodismo Científico.
033
Reposted by Sosyolog
Kutsi Akıllı @kuzubudu.bsky.social · 05/06/2026
Yoğurt, bütün dünyada yenmesine rağmen hiç bir kültürde bizim yemek kültürümüzdeki kadar izi yoktur. Marineden çifte fermantasyona, çorbadan dolmaya, salatadan tatlıya yemek kültürümüzü boydan boya geçen, kehanet için bile kullanılan yoğurt hakkında gazetebilim.com.tr/yogurt-turk-...
gazetebilim.com.tr
“Yoğurt: Türk Mutfağının Beyaz Altını” | GazeteBilim
Bizde yoğurt, güneş yanığına sürmekten belediyenin zehirlediği köpeği kurtarmaya kadar birçok amaç için kullanılır.
0124
Reposted by Sosyolog
Diken Gazetesi @diken.com.tr · 14/05/2026
TÜİK: En çok 15-24 yaş grubu göç ediyor www.diken.com.tr/tuik-en-cok-...
diken.com.tr
TÜİK: En çok 15-24 yaş grubu göç ediyor - Diken
14.05.2026 - Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) 'Gençlik Araştırması'na 2024'te en çok 15-24 yaş grubu gençler göç etti Göçe en çok eğitim, daha sonra iş kaynaklı faktörler neden oldu.
011
Reposted by Sosyolog
Kısa Dalga @kisadalgamedya.bsky.social · 12/05/2026
✏️ Algoritmalar artık milli güvenlik meselesi İnsanlık tarihinde muhtemelen ilk kez, düşüncelerimizin oluşum sürecine bu kadar derin ve bu kadar görünmez bir müdahale yaşanıyor. Ve çoğumuz fikirlerimizi tamamen kendimizin ürettiğini sanıyoruz. İlke Atik Taşkıran yazdı kisadalga.net/yazar/algori...
kisadalga.net
Algoritmalar artık milli güvenlik meselesi
İLKE ATİK TAŞKIRAN | İnsanlık tarihinde muhtemelen ilk kez, düşüncelerimizin oluşum sürecine bu kadar derin ve bu kadar görünmez bir müdahale yaşanıyor. Ve çoğumuz fikirlerimizi tamamen kendimizin üre...
013
Reposted by Sosyolog
T24 @t24.com.tr · 07/05/2026
🎶 “Rhythm is a Dancer”: Bir kuşağın diskotek hafızası sahnede 📌 Kemerleri bağlayın… 21 Haziran’da hepimizi güzel zamanlara, 90’lar pop dünyası ruhuna geri ışınlayacak bir festival yaşanacak: Throwback Festival… ✍️ Zeynep Aksoy'un yazısı... t24.com.tr/yazarlar/zey...
031
Reposted by Sosyolog
Mujeres con ciencia @mujeresconciencia.com · 27/03/2026
#Efeméride La botánica y farmacóloga Asuman Baytop (1920-2015) nació un 27 de marzo. Es sobre todo conocida por sus investigaciones sobre las propiedades medicinales de la flora de Turquía.
mujeresconciencia.com
Asuman Baytop, botánica - Mujeres con ciencia
Asuman Baytop. Botánica. Farmacóloga. Flora de Turquía. Propiedades medicinales. Azafrán. Allium baytopiorum. Colchicum baytopiorum.
064
Reposted by Sosyolog
T24 @t24.com.tr · 08/03/2026
Rakamlarla Türkiye’de kadın: İstihdam oranları erkeklerin yarısı kadar, yönetimde temsil oranı düşük t24.com.tr/haber/rakaml...
t24.com.tr
Rakamlarla Türkiye’de kadın: İstihdam oranları erkeklerin yarısı kadar, yönetimde temsil oranı düşük | T24
Rakamlarla Türkiye’de kadın: İstihdam oranları erkeklerin yarısı kadar, yönetimde temsil oranı düşük
032
Reposted by Sosyolog
Kısa Dalga @kisadalgamedya.bsky.social · 07/02/2026
✏️ Tekno-Leviathan’ı yeniden programlamak: Refahın yeni sınırları Otomasyon ve dijital çağın içine sürüklendiği bu yapısal kriz, teknolojinin kaçınılmaz bir doğa yasası değil, bilinçli bir güç temerküzünün sonucudur. Ensar Yılmaz yazdı... kisadalga.net/yazar/tekno-...
kisadalga.net
Tekno-Leviathan’ı yeniden programlamak: Refahın yeni sınırları
Otomasyon ve dijital çağın içine sürüklendiği bu yapısal kriz, teknolojinin kaçınılmaz bir doğa yasası değil, bilinçli bir güç temerküzünün sonucudur, dolayısıyla bu döngü ancak örgütlü bir kolektif i...
031
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 21/01/2026
Bakanlık, sanatçılara ‘figüran’ muamelesi yapıyor Zeynep Algedik'in haberi www.evrensel...
evrensel.net
Bakanlık, sanatçılara ‘figüran’ muamelesi yapıyor
Kültür Bakanlığı'nın sanatçılara ve kültür emekçilerine açlık sınırında ücret ve güvencesiz çalışma dayattığını belirten Kültür Sanat Sen Yöneticisi Yusuf Sağlam “Sömürü sanatı işliyor. Sanatçıya ‘figüran’ muamelesi yapılıyor” dedi. Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda izlediği politikalar; dev bütçeli festivaller ve görkemli binalar ve istatistikler üzerinden bir ‘başarı hikayesi’ gibi sunulsa da, madalyonun öteki yüzünde derin bir emek sömürüsü yatıyor. Kültür Sanat ve Turizm Emekçileri Sendikası (Kültür Sanat-Sen) Genel Sekreteri Yusuf Sağlam ile sanat kurumlarındaki ‘modern köleliği’, kültürel miras uzmanlarının hak gasplarını ve işlevini yitiren kütüphaneleri konuştuk. ‘Sömürü sanatı işliyor’ Opera, Bale ve Devlet Tiyatrolarında ‘figüran’ veya ‘hizmet sözleşmeli’ gibi tanımlarla çalışan sanatçıların durumuna işaret eden Yusuf Sağlam, “Konservatuvardan, o köklü okullardan dereceyle mezun olmuş sanatçılarımızı; ‘figüran’, ‘süreli sözleşmeli’ veya ‘misafir sanatçı’ adı altında, hiçbir iş güvencesi olmadan çalıştırıyorlar. Bu bir ‘sömürü sanatı’dır” dedi. Sanatçılara ‘Senin yerin doldurulabilir’ mesajı verildiğini, her yıl yenilenip yenilenmeyeceği belirsiz bir kağıt parçasına mahkum edildiklerini dile getiren Sağlam “Bu yapılan kelimenin tam anlamıyla modern köleliktir” tepkisini gösterdi. ‘Açlık sınırında sanat olmaz’ Güvencesizlik ve sefalet ücretlerinin, sahne üzerindeki sanatsal üretimi de etkilediğini dile getiren Sağlam, açlık sınırında sanat olmayacağını söyledi. Bakanlığın sanatçının ruhunu ve bedenini sömürürken aynı zamanda ondan ‘yüksek performans’ beklediğini aktaran Sağlam “Bu, eşyanın tabiatına aykırıdır. Bir balet sahnede estetiğin zirvesini sergilerken kafasında akşam ödeyeceği kirayı taşıyor. Bir tiyatro oyuncusu, ‘Yarın hastalanırsam güvencem yok’ kaygısıyla karakterine can vermeye çalışıyor” diye konuştu. Güvencesiz sanatçının, idareyle ters düşmemek için ‘Suya sabuna dokunmayan’ bir profile zorlandığına dikkati çeken Sağlam, “Eleştirel düşüncenin yerini koruma refleksi aldığında sanat çürür. Sefalet ücretleriyle yaratıcı bir üretim gerçekleştirmek imkansızdır” dedi. ‘Performansta istatistik var, insan yok’ Bakanlığın sık sık izleyici ve oyun sayılarıyla övünmesini eleştiren Sağlam “Bu veriler gerçek bir kültürel kalkınmaya işaret etmez. Bakanlık rakamlarla vitrin süslüyor ama biz soruyoruz: O oyunları sahneleyenlerin kaçının yarını belli? Kaçı ailesiyle huzurlu bir yemek yiyebiliyor? Bakanlığın ‘performans’ anlayışı sanatçıyı değil, sadece istatistikleri besliyor. Sanatçıya ‘figüran’ muamelesi yaparak nitelikli bir kültürel gelecek inşa edemezsiniz” diye konuştu. ‘Tozun içinde onur mücadelesi’ Arkeolog, sanat tarihçisi ve müze araştırmacıları için ‘kültürel miras uzmanı’ tanımı getirildi. Bu değişikliğe ilişkin Sağlam, “Sadece isim var; yetki ve hak yok. Bu arkadaşlarımız arazi koşullarında, tozun ve toprağın içinde bu ülkenin hafızasını koruyorlar ama karşılığında derin bir hak gasbı yaşıyorlar. Harcırahlar yol parasını bile karşılamıyor; uzmanlar cebinden harcama yaparak devletin mirasını koruyor. Ek gösterge adaletsizliği derhal giderilmeli. Arkeolog, sanat tarihçisi ve müze araştırmacıları, teknik hizmetler sınıfının (THS) (B) bendine alınmalı, zam ve tazminatları buna göre düzenlenmelidir” taleplerini dile getirdi. Sağlam, festivallere ayrılan bütçeler ile çalışanların talepleri arasındaki çelişkiye de dikkat çekerek “Sanatçıya kadro vermeyen, uzman personelin ek gösterge sorununu çözmeyen Bakanlık, bir haftalık ‘Kültür Yolu’ reklamlarına dev bütçeler ayırıyor. Eğer kültür ve turizm bir bütünse, o turizmin içini dolduran personelin hakkı da o bütçeden adil şekilde verilmeli. Reklam vitrinine var, emekçiye yok; biz bu çelişkiye karşıyız” dedi. ‘Sanat özgürleşmeden toplum nefes alamaz’ Sanatçı özgürleşmeden, güvenceye kavuşmadan icra edilen hiçbir etkinliğin ‘sanat’ olamayacağını dile getiren Sağlam, “Bakanlığın sahte ışıltılı vitrini, emekçinin verilmeyen alın terinin hakkını artık gizleyemiyor. Kültür Sanat-Sen olarak; güvenceli iş, insanca yaşam ve liyakate dayalı atama mücadelemizden asla vazgeçmeyeceğiz. Bu kölelik düzenine karşı durmak sadece bizim değil tüm sanatseverlerin borcudur” dedi. ‘Milyonluk binalar etüt merkezi olmamalı’ Son dönemde yapılan dev kütüphanelere ilişkin de değerlendirmede bulunan Sağlam, “Fiziksel yatırımı önemsiyoruz ancak on milyonlarca lira harcanan o görkemli binalar bugün sadece birer ‘ders çalışma salonu’ veya ‘etüt merkezi’ olarak kullanılıyor. Bu, büyük bir yatırımın potansiyelini çöpe atmaktır. Kuzey Londra veya Helsinki’deki örneklerde kütüphane; içinde müzik stüdyoları, 3D yazıcı atölyeleri (maker spaces) ve mutfak sanatları alanları olan yaşam boyu öğrenme merkezleridir. Bizim kütüphanecilerimiz ‘salon bekçiliği’ yaptırılan personellere dönüştürüldü. Kütüphane; yerel ekonomiyi ve sosyal entegrasyonu destekleyen yaşayan bir mekan olmalıdır. Halkın parası sadece binaya değil, insanın gelişimine harcanmalıdır” dedi.
012
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 17/01/2026
"Disko Partizani", Shantel, müthiş enerjik, kıpır kıpır bir eser , klip de belgesel tadında, 2007 İstanbul'undan youtu.be/gViaOYgV8yI?...
youtu.be
Shantel DISKO PARTIZANI - Official Video
YouTube video by guilty76am
000
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 14/01/2026
İran’da kapitalizm, sınıflar ve toplumsal başkaldırı ✒️ Koray R. Yılmaz yazdı www.evrensel...
evrensel.net
İran’da kapitalizm, sınıflar ve toplumsal başkaldırı
Bugün İran’da yaşanan toplumsal isyanları anlamak için yalnızca güncel siyasal baskılara, kültürel çatışmalara ya da dış politika gerilimlerine bakmak yeterli değildir. Bu olaylar, uzun süreli ve yoğun dış müdahalelere maruz kalan İran’da kapitalist gelişmenin özgül tarihsel seyrinin, devrimle gelen sınıfsal kopuşların ve devrim sonrasında oluşan yeni egemen fraksiyonların uzun vadeli birikiminin ürünüdür. Şah döneminden bugüne uzanan bu hat, İran’daki sosyal patlamaların neden süreklilik kazandığını da açıklığa kavuşturmaktadır. İran üzerine kaleme alınan ekonomi politik yönelimli literatür bu konularda bize önemli bilgiler sunuyor. İran’da kapitalizmin ve bugünkü toplumsal gerilimlerin kökleri, Şah döneminden de önceye, 20. yüzyılın başına uzanır. 1901 yılında verilen D’Arcy Concession, Ortadoğu’daki ilk petrol imtiyazıydı ve İran’ı erken dönemde küresel kapitalist hammadde rejimine eklemledi. 1908’de petrolün bulunmasıyla birlikte İran, sıklıkla “doğal kaynak laneti” olarak adlandırılan bir sürecin içine girdi. Ancak bu lanet, Sachs ve Warner’ın öne sürdüğü gibi teknik ve kaçınılmaz bir kader değil, tarihsel ve sınıfsal olarak inşa edilmiş bir bağımlılık ilişkisiydi. Aynı doğal kaynağın Norveç’te bambaşka sonuçlar üretmesi, sorunun kaynağın kendisinde değil, kaynağın hangi sınıfsal ve siyasal ilişkiler içinde işletildiğinde olduğunu açıkça gösterir. Petrolün işletilmesi süreci, önce Anglo-Persian Oil Company, ardından Anglo-Iranian Oil Company ve nihayetinde British Petroleum aracılığıyla şekillendi. Bu yapı, İran ekonomisinin en stratejik sektörünü ülke dışına bağlarken, içeride güçlü ve özerk bir sanayi burjuvazisinin oluşumunu daha en baştan sınırladı. Buna rağmen İran toplumu, erken sayılabilecek bir dönemde anayasal bir devrim doğurmuştur. 1906 Anayasal Devrimi, Ervand Abrahamian’ın tespitiyle İran toplumunun sınıfsal yapısında ve üretim–mülkiyet ilişkilerinde yaşanan tarihsel dönüşümün bir sonucudur. Devrim ulemanın, bazaar- küçük, orta sınıf tüccar- ve modern entelijansiyanın birlikte hareket edebildiği tarihsel momentlerden biriydi. Bu süreç, İran’da anayasal düzenin ve siyasal temsilin toplumsal zeminini de ortaya koyuyordu. İran’ın anayasal gelişimi çeşitli nedenlerle güdük kalsa da anayasa uzun süre varlığını korudu. İran sömürge bir ülke olmasa da 20. yüzyıl boyunca çeşitli kereler yabancı güçlerin işgaline ve müdahalelerine maruz kaldı. II. Dünya Savaşı sırasında 1941’deki İngiliz ve Sovyet işgalleri, ardından artan ABD etkisi, İran’ın siyasal egemenliğini sürekli olarak sınırladı. Bu çizginin en kritik kırılma noktası ise 1953 darbesi oldu. CIA ve MI6 destekli bu müdahale, Musaddık’ın temsil ettiği kalkınmacı, anayasal ve anti-emperyalist yolu fiilen kapattı. Musaddık’ın projesi, henüz tam oluşmamış bir ulusal burjuvazinin siyasal ifadesiydi: Bazaarın anti-emperyalist kanadı (ithalatçı ama yabancılara yönelik petrol ayrıcalıklarına karşı), küçük–orta ölçekli mülk sahipleri, kentli orta sınıf profesyoneller (hukukçular, mühendisler) ve ulusalcı entelijansiya bu projenin destekçileri konumundaydı. Darbe ile birlikte bu proje tasfiye edilirken, İran’da seküler–anayasal kalkınma hattı geri dönüşsüz biçimde devre dışı bırakıldı. Bunun sonuçları açıktı: parlamentonun etkisizleştirilmesi, siyasal partilerin bastırılması, sendikaların ve sol hareketlerin tasfiyesi. Siyasal temsil kanalları kapatılırken, toplumsal taleplerin ifade edilebileceği meşru alanlar da daraltıldı. 1960’larda Beyaz Devrim ile toprak aristokrasisi, yerel güç ağları, ulema gibi kesimler de zayıflatıldı ve Şah rejimi, yeniden otoriter bir modernleşme yoluna girdi. İran kapitalizmi bu dönemde, petrol gelirlerinin önemli bir rol oynadığı ve devletin aktif rol aldığı bir sanayileşme stratejisi üzerinden şekillendi. Büyük ölçekli sanayi yatırımları, ithal ikameci üretim ve batı sermayesiyle kurulan bağlar önceliklendirildi. Hızlanan kentleşme ve yaygınlaşan eğitim yanı sıra derin eşitsizlikler, kültürel kopuşlar ve toplumsal yabancılaşma da bu sürecin ürünleriydi. Bu süreçte bir sanayi burjuvazisinin ortaya çıktığı söylenebilir; ancak bu sınıf, özerk ve kendini yeniden üretebilen bir güç olmaktan uzaktı. Devletle yakın ilişkiler içinde büyüyen bu sermaye grubu, kamu ihaleleri, lisanslar, döviz tahsisleri ve gümrük korumalarıyla ayakta duruyordu. Tam da bu nedenle, 1979’da rejim çökerken sanayi burjuvazisi, rejimi savunabilecek bağımsız bir sınıf gücü olarak sahneye çıkamadı; rejimle birlikte çöktü. Aynı dönemde bazaar, yani ticari sermaye ve küçük–orta ölçekli tüccarlar, sistematik biçimde marjinalleştirildi. Devlet kontrollü ithalat rejimleri, büyük sanayi yatırımlarının kayırılması ve bürokratik düzenlemeler, bazaarın ekonomik ve siyasal ağırlığını zayıflattı. Bu baskı, bazaarın dinî ağlar ve ulema ile tarihsel ittifakını güçlendirdi ve Şah rejimine karşı oluşan muhalefetin maddi zeminlerinden birini oluşturdu. 1970’lerde petrol fiyatlarındaki artışın tetiklediği yüksek enflasyon, gelir eşitsizliklerindeki ve kentsel yoksulluktaki artış da bu gerilimi daha görünür hâle getirdi. Böylece 1979 Devrimi’ne gelindiğinde İran, bir yandan sekteye uğramış anayasal-demokratik birikimin, diğer yandan otoriter bir kalkınma stratejisinin yarattığı sınıfsal ve toplumsal çelişkilerin yükünü taşıyordu. Devrim, bu çelişkilerin patlamasıydı, irrasyonel bir din patlaması değil. Ancak devrim, kapitalizmi ortadan kaldırmadı; yalnızca Şah döneminin sanayi burjuvazisini tasfiye etti. Mülklere el konuldu, büyük işletmeler kamulaştırıldı ve eski egemen sınıf siyasal olarak dışlandı. Fakat bu tasfiye, tek ve bütünlüklü bir yeni egemen sınıf yaratmadı. Aksine, devrim sonrası dönemde iki farklı sermaye fraksiyonu belirginleşti. Bu ayrışma Kayhan Valadbaygi’nin ikna edici bir şekilde tartıştığı üzere İran’ın sonraki kırk yılını belirleyen temel dinamiklerden biri oldu. İlk fraksiyon, devrim sonrası kamulaştırılan mülklerin önemli bir bölümünü devralan bonyad–bazaar ekseniydi. Bonyadlar, hukuken “kamu dışı” ama fiilen devlet çekirdeğine bağlı vakıf görünümlü büyük ekonomik yapılardı. Vergi ve denetimden muaf bu kurumlar, üretim ve mülkiyet alanını kontrol ederken, bazaar ticaret, dağıtım ve finans ağlarını sağladı. Bu eksen hem ekonomik hem de ideolojik bir blok oluşturdu: “mazlumlar”, “şehit aileleri” ve “devrim değerleri” söylemiyle meşrulaştırılan bir sermaye birikimi hattı. Başlangıçta bu blok, devletçi–korumacı birikim modeliyle uyumluydu ve devrim sonrası düzenin asli dayanaklarından biri oldu. İkinci fraksiyon ise devlet aygıtı içinden türeyen, daha sonra uluslararasılaşmayı hedefleyen sermaye grubu olarak şekillendi. Bürokratik yöneticiler, teknokratlar, banka ve emeklilik fonları etrafında örgütlenen bu kesim, 1980’lerin sonuna gelindiğinde giderek ağırlık kazandı. İran–Irak Savaşı’nın bitimi, ithal ikameci modelin tıkanması ve ekonomik kriz, bu fraksiyonun önünü açtı. Çözüm olarak ihracata dayalı büyüme, küresel piyasalara entegrasyon ve yabancı sermaye girişi savunuldu. Neoliberal yeniden yapılanma, bu hattın yükselişinin aracı oldu. Ancak bu iki fraksiyon hiçbir zaman uzlaşmalı bir bütün oluşturmadı. 1990’lar ve 2000’ler boyunca İran devleti, bu sınıf içi çatışmanın sahnesi hâline geldi. Uluslararasılaşmayı hedefleyen sermaye grubu, seçilmiş kurumlar ve teknokratik yönetim üzerinden alan kazanmaya çalışırken; bonyad ekseni giderek atanmışlarla ve askerî aygıtla bütünleşti ve askerî–bonyad kompleksine dönüştü. Özelleştirmeler sürdü, emek piyasası daha da güvencesizleşti; fakat birikimin yönü değişti. Küresel entegrasyon yerine yaptırımların yarattığı korumalı alanlar, devlet ihaleleri ve iç pazar önceliklendirildi. Bu ise İran’da oligarşik bir kapitalizme eşlik eden korumacı ama neoliberal bir devlet biçimi ortaya çıkardı. Bugünkü toplumsal isyanlar, işte bu tarihsel sürecin toplumsal sonuçlarının dışavurumudur. Neoliberal dönüşüm, emekçi sınıflar için güvencesizleşme, reel gelir kaybı ve sosyal korumanın aşınması anlamına geldi. Bazaar ise artık bu düzenin kazananı değil; askerî–bonyad kompleksinin gölgesinde sıkışmış bir ara fraksiyondur. Yüksek enflasyon, döviz krizleri ve keyfî düzenlemeler, bazaarın ekonomik manevra alanını daralttı. Bu nedenle bazaar, bugünkü protestolarda açık bir öncülük üstlenmese de dükkân kapatma ve ekonomik çekilme gibi dolaylı eylemlerle huzursuzluğunu ifade etmektedir. Toplumsal başkaldırılar bu bağlamda yalnızca “rejim karşıtı” ya da “kültürel” patlamalar değildir. Bunlar, Şah döneminden miras kalan eşitsiz kapitalist gelişmenin, devrimle yeniden dağıtılan ama çözülmeyen sınıfsal gerilimlerin ve neoliberal dönemde derinleşen eşitsizliklerin bir sonucudur. İran’da egemen sınıf içi bölünme derinleşirken, hiçbir fraksiyon aşağıdan gelen sınıfsal talepleri gerçek anlamda sahiplenmemektedir. Bu nedenle toplumsal itiraz bastırılsa da yönetilse de yapısal nedenleri ortadan kalkmadıkça geri dönmektedir. Bugünkü İran, bu tarihsel çelişkilerin birikmiş ağırlığını taşımaktadır. Hem de hiç olmadığı kadar dezavantajlı bir konjonktürde.
013
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 16/12/2025
Asgari ücretin "Kişi Başına GSYH" ile ilişkisi, ulusal düzeyde belirlendiği 1974’ten bu yana bölüşümdeki yerine dair grafik ilginç. Bilimsel, sosyal ve sınıfsal yaklaşımı olan bir sosyal politika çalışması: Asgari Ücret Araştırması 2026; DİSK-AR, DİSK Araştırma Merkezi share.google/7Mrt6NteNqYF...
share.google
Asgari Ücret Araştırması 2026 yayımlandı! – DİSK-AR, DİSK Araştırma Merkezi
000
Reposted by Sosyolog
Mujeres con ciencia @mujeresconciencia.com · 13/12/2025
#Efeméride La médica Türkan Saylan (1935-2009) nació un 13 de diciembre. Médica especialista en dermatología y enfermedades venéreas, fue también académica, profesora, escritora y activista social.
mujeresconciencia.com
Türkan Saylan, médica - Mujeres con ciencia
Türkan Saylan. Medicina. Dermatología. Enfermedades venéreas. Lepra. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (Asociación para el apoyo de la vida contemporánea)
062
Reposted by Sosyolog
Sendika.Org @sendika.org · 08/12/2025
🔗2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet) #Derlediklerimiz sendika.org/2025/12/2026...
sendika.org
2026’ya girerken: Yeni kapitalizm/ faşizm – Ergin Yıldızoğlu (Cumhuriyet)
Önümüzdeki dönem dünya siyasetini yalnızca büyük güç rekabeti değil; milliyetçi, hatta uygarlıkçı reflekslerle donanmış yeni bir “teknolojik kapitalizm” biçiminin, faşist ideolojinin küresel ölçekte (...
011
Reposted by Sosyolog
Kısa Dalga @kisadalgamedya.bsky.social · 26/11/2025
👉 İş hayatından ayrılan kadınların sayısı son 5 yılda yüzde 81,5 arttı TÜİK verilerine göre işgücüne dahil olmayan kadınların sayısı geçen yılın üçüncü çeyreğine göre 295 bin kişi artarak 21 milyon 190 bine ulaştı. kisadalga.net/haber/kadin/...
kisadalga.net
İş hayatından ayrılan kadınların sayısı son 5 yılda yüzde 81,5 arttı
"Ailevi nedenler" gerekçesiyle işgücüne dahil olmayan kadınların sayısı geçen yılın aynı dönemine göre 80 bin kişi artarak 734 bine ulaştı.
033
Reposted by Sosyolog
Evrensel Gazetesi @evrensel.net · 02/11/2025
İşçilerin canı da değerlidir “Kartalkaya kararının milat olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Ancak bu kararın milat olabilmesi için, ölenlerin sosyal statülerine bakılmaksızın her benzer katliam yargılamasında… www.evrensel...
evrensel.net
İşçilerin canı da değerlidir
İş cinayetlerindeki yargılamalarda, suçun kast, olası kast, bilinçli taksir veya taksirle işlenip işlenmediği tespiti ceza miktarı bakımından hayati önemdedir. Bir o kadar önem taşıyan konu da suçu işleyenlerin, hukuki deyimle faillerin tespitidir. Eğer failler doğru tespit edilip, eylemlerine uyan cezalara çarptırılırsa, cezaların caydırıcılığı tüm toplum nezdinde etkisini gösterebilir ve adalet duygusu güçlenir. Aksi durumda ise iş cinayetlerinden sorumlu olanlar ödüllendirilmiş, yeni iş cinayetlerinin, katliamların zemini güçlendirilmiş olur. Kartalkaya’nın farkı ne? Kartalkaya otel yangını faciasında 34’ü çocuk 78 kişi yaşamını yitirmişti. Bazı bakanlık yetkililerinin dosyası halen açık. Asıl davada geçtiğimiz cuma günü kararını açıklayan mahkeme, otel sahibi ve şirketin yönetim kurulu üyelerinin tamamı ile bazı sanıkların olası kastla öldürme suçunu işlediklerinin sabit olduğuna hükmetti. Mahkeme otel sahipleri dahil 11 sanığın ölen çocuklar yönünden çocuk sayısı kadar müebbet hapisle, ölen yetişkinler yönünden ise kişi sayısı kadar ayrı ayrı 24 yıl 11 ay hapis cezasıyla cezalandırılmalarına karar verdi. Kararın hukuki değerlendirmesine, Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri başta olmak üzere birçok sorumlunun en azından bu aşamada cezalandırılmamış olması ve benzeri meselelere yazı konumuzun dışında olduğu için girmiyoruz. Ama benzer katliamlarda verilen kararlar dikkate alındığında gerçekten farklı bir karar olduğunu söylemek de abartı olmayacaktır. Farklılığı irdelerken, Kartalkaya otel yangınında yaşamını yitirenlerin bir kısmının sosyal konumunun, sanıkların olası kastla cezalandırılmasında etkili olmadığını söyleyemeyeceğimiz açık. Gayrettepe Katliamı bilirkişi raporu vahim Çünkü bu cezaların açıklandığı gün Beşiktaş Gayrettepe’deki gece kulübü yangınına ilişkin İTÜ tarafından oluşturulan yedi kişilik bilirkişi heyetinin raporu dava dosyasına girdi. Bu raporu hazırlayanlar, iş yerinin yani gece kulübünün resmi sahibinin yangınla bir ilgisi olmadığından sorumsuz olduğunu iddia edebildi. Hatta rapor sahipleri, dosyadaki sanık kamu görevlilerinin sorumluluğunun idare hukukunun konusu olduğunu iddia ederek, bu sanıkların sorumluluk durumunu dahi ele almadı. Oysa her iki katliam da yangın sonucu meydana geldi. Gayrettepe’de de Kartalkaya’da da patronlar daha çok kâr elde etmek için mevzuata aykırı davrandığı, en temel tedbirleri dahi almadığı, “olursa olsun” düşüncesiyle gerçekleşen muhtemel neticeyi kabullendiği için onlarca insanımız yaşamını yitirdi. Kartalkaya’da 78, Gayrettepe’de 29 canımız öldürüldü. Benzer katliamlarda patronlar korundu Katliamların benzerliğine rağmen Kartalkaya kararı ve Gayrettepe bilirkişi raporları taban tabana zıt. Sadece Gayrettepe de değil, Aladağ yurt yangınında da benzer cezasızlık pratiği işlemiş, sanıklar neredeyse ödüllendirilmişti. Hakeza Davutpaşa, Esenyurt Marmara Park, İkitelli, Hendek, Amasra, Soma ve sayamadığımız onlarca yangın ve patlama sonrası yargı süreçlerinde de aynı durum yaşandı, patronlar korundu. Kimseye olası kastla insan öldürdüğü için ceza verilmedi. Gayrettepe’de bir adım daha atılmak isteniyor. Gece kulübünün patronu, taşeron şirket sahipleri ile belediye ve itfaiye yetkilileri tamamen cezasız bırakılmak isteniyor. Üstelik aynı raporda yangının çıkışının, yayılmasının, söndürülememesinin ve tahliye imkanı bulunmamasının açıkça mevzuata aykırı iş ve işlemler nedeniyle olduğu belirlenmesine rağmen bu yapılıyor. Yangına ve sonuçlarına ilişkin tespitler, gece kulübü sahiplerinin, “Olursa olsun, yangın çıkıp insanlar ölürse ölsün; yeter ki tadilat bayrama yetişsin. Gece kulübü açılsın ve para kazanalım” mantığıyla hareket ettiği için bu katliamın gerçekleştiğini göstermesine rağmen patronlar korunuyor. Milat olması için Kartalkaya kararının milat olduğu yönünde değerlendirmeler yapıldı, yapılıyor. Ancak bu kararın milat olabilmesi için, ölenlerin sosyal statülerine bakılmaksızın her benzer katliam yargılamasında benzer kararların verilmesi gerekir. Aksi durum her işçiye, yaşamını yitiren her işçi yakınına, eğitim için çocuğunu yurda göndermek zorunda olan yoksullara “Yargının gizleme ihtiyacı bile duymadan, açıkça sınıfsal davrandığını” göstermiş olur. İşçilerin canı da değerlidir, işçilerin de yaşam hakkı kıymetlidir. Bu canlara kıyan, her yıl yüzlerce işçinin canını “iş kazası” kisvesi altında alan bu sistem değişmek zorunda ve değişecek. Gerçek milat bu değişim olacak.
003
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 15/10/2025
Khruangbin,  Maria También, tekrar tekrar dinlemek istedim, galiba hipnotize ediyor, White Lotus dizisi 3 / 1 de duymuştum ilk kez: youtu.be/fcaWN3ZJnhs?...
youtu.be
Khruangbin - Maria También (Live on KEXP)
YouTube video by KEXP
000
Reposted by Sosyolog
🎃🐈‍⬛🧡Edda🧡🐈‍⬛🎃 @eddaragnarok.bsky.social · 24/09/2025
Os recomiendo que abráis el enlace y veáis qué maravilla de vídeo y tema. 🖤
youtu.be
Halil Sezai - Garip (Official Video)
YouTube video by Halil Sezai
033
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 24/09/2025
010
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 18/09/2025
İzmir körfezinin sessiz çığlığını susturmaya yerel yönetimden  fazlası lazım; Araştırmacı Dr. Bülent Şık açıklıyor: bianet.org/yazi/marmara...
bianet.org
Marmara Denizi manşette, İzmir Körfezi dipnotta
Medyanın, bilim insanlarının, karar vericilerin ve biz yurttaşların bu krizi görmesi gerekiyor. Körfezin çığlığı, Marmara’daki müsilaj sorunu gibi göze batmayabilir ama sessizliği çok daha derin ve te...
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 06/09/2025
Filenin Sultanları Tebrikler 👏🏆🇹🇷🎉🎊💐 Gurur ve sevinçle ♥️
001
Reposted by Sosyolog
Mujeres con ciencia @mujeresconciencia.com · 27/08/2025
#Efeméride La arqueóloga y esgrimista Halet Çambel (1916-2014) nació un 27 de agosto. Jugó un papel clave en la comprensión de jeroglíficos hititas y en la conservación del patrimonio cultural de Turquía a través de sus excavaciones.
mujeresconciencia.com
Halet Çambel, arqueóloga - Mujeres con ciencia
Halet Çambel. Arqueología. Comprensión de los jeroglíficos hititas.Tableta con alfabeto fenicio. Conservación del patrimonio cultural de Turquía
075
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 21/08/2025
"İspanya yanıyor çünkü", Özgür Duygu Durgun'un hazırladığı yaz yangınlarının toplumsal bir olgu olmasına dair özenli bir karşılaştımalı çalışma: share.google/ku8swtCUd5uY...
share.google
İspanya yanıyor çünkü
2025 yazı gösteriyor ki yangın doğal bir kaza değil, tamamen toplumsal bir olgu. Ormanları, köyleri, köylünün yaşam biçimini, biyolojik çeşitliliği ve kolektif hafızayı yok ediyor.
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 21/08/2025
Gazeteci Yazar Levent Akbay'ın ormancıların 3-30 kuralına ve Amerikalı ormancıların 40-40-20  kuralına değindiği analitik bir çalışması: Kaybetme olasılığı olamayacak mücadele… - Ekonomim share.google/kKOLZXZdfXME...
share.google
Kaybetme olasılığı olamayacak mücadele…
000
Reposted by Sosyolog
Mujeres con ciencia @mujeresconciencia.com · 20/08/2025
#Efeméride La química analítica Ayhan Ulubelen (1931-2020) nació un 20 de agosto. Su investigación se centró en el aislamiento, la determinación de la estructura y la investigación farmacológica de plantas turcas.
mujeresconciencia.com
Ayhan Ulubelen, química analítica - Mujeres con ciencia
Ayhan Ulubelen. Química analítica. Aborto espontáneo. Cáncer. VIH. Cicatrización de heridas. Diabetes. Investigación farmacológica.
033
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 12/08/2025
"Paleolitik toplumda kadının yeri" hakkında bakış değişiyor: Sanılanın aksine, daha esnek bir iş bölümü ve daha eşit bir sosyal statü ile cinsiyetler arasında daha eşitlikçi bir yapı olduğu düşünülüyor: In Paleolithic Times: Beautiful Figurines - Women in Science share.google/jjviycvtxr80...
share.google
En tiempos paleolíticos. Bellos hallazgos en forma de estatuillas - Mujeres con ciencia
En tiempos paleolíticos. Estatuillas. Homo sapiens. «Venus» paleolíticas. Figura de Willendorf. Diosa Madre o la Diosa Tierra
010
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 27/07/2025
 "Vesikalı Yarim", özenli ve özgün anlatılan bu muhteşem melodram ismini Orhan Veli'nin Tahattur şiirinden, konusunu ise  Sait Faik Abasıyanık'ın Lüzumsuz Adam adlı  eserindeki Menekşeli Vadi öyküsünden  Safa Önal'ın senaryosu ile almıştır ve "Kalbimi kıra kıra" şarkısı bu film için yapılmıştır:
youtu.be
Vesikalı Yarim Türk Filmi | Restorasyonlu | FULL HD | TÜRKAN ŞORAY | İZZET GÜNAY
YouTube video by Çiçek Film / Şeref Film
030
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 27/07/2025
"Vesikalı Yarim", Lütfi Akad, 1968, İstanbul, toplumsal sınıflar arasındaki  hiyerarşi, toplumsal cinsiyet rolleri, aile kurumu, değerler, modern ve geleneksel yaşam tarzları, önyargılar ve çatışma: youtu.be/j8qdnqwjRJA?...
youtu.be
Vesikalı Yarim Türk Filmi | Restorasyonlu | FULL HD | TÜRKAN ŞORAY | İZZET GÜNAY
YouTube video by Çiçek Film / Şeref Film
020
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 02/07/2025
"Araz üste buz üste", Nesrin Sipahi'den de dinleyebilirsiniz, Grup Laçin'den de, ya da anna RF 'in "Lachin" yorumuna bir şans verin: open.spotify.com/track/58r5BM...
open.spotify.com
Lachin - Remastered
anna RF · Music Walla (Remastered) · Song · 2012
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 17/06/2025
"Ahh Güzel İstanbul", Atıf Yılmaz, 1966, toplumsal sınıflar,  aile kurumu, evlilikte denklik veya sınıf atlama, cinsiyet rolleri, değerler çatışması ve kimlik arayışı temalarıyla kara komedi türünde bir başyapıt: youtu.be/6WXruqLNlRE?...
youtu.be
Ah Güzel İstanbul 1966 | Sadri Alışık Ayla Algan | Yeşilçam Filmi Full İzle
YouTube video by Siyah Beyaz Filmler
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 28/05/2025
"Vuelve / Kurşun adres sormaz ki", Elif Sanchez ve Kenan Doğulu, İyi bildiğimiz  şarkıyı yepyeni bir yorum ve muhteşem bir performansla sunuyorlar: open.spotify.com/track/2Gu7CK...
open.spotify.com
Vuelve / Kurşun Adres Sormaz Ki
Elif Sanchez, Kenan Doğulu · Mi Voz · Song · 2022
020
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 13/05/2025
"Gurbet Kuşları ", Halit Refiğ'in, 1964 yılında,  İstanbul'da, toplumsal değişimin sancılarını, aile yapısı, toplumsal cinsiyet, dışlanma, sınıf farkları, kentleşme gibi kavramları iç göç  üzerinden irdeleyen Orhan Kemal'in eserine dayanarak ortaya koyduğu bir başyapıt: youtu.be/GJN5dxU4Y34?...
youtu.be
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 05/05/2025
Hıdrellez, Anadolu ve Balkanlar'da, Orta Asya ve Orta Doğu'da kışın bitiminin kutlandığı bayramlardan biri: 6 Mayıs - 7 Kasım yaz günleri, gerisi kış günleri. "Ederlezi" Goran Bregović bestesi ile yaza merhaba diyelim: open.spotify.com/track/0P5Vhv...
open.spotify.com
Ederlezi
Nigel Kennedy, Kroke · East Meets East · Song · 2003
020
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 17/04/2025
"Otobüs Yolcuları", Ertem Göreç, 1961, İstanbul, iett,  toplumsal sınıf farklılıkları ve farkındalığı,  önyargılar, toplumsal cinsiyet rolleri, kentleşme mafyası, inşaat sektörü,  etik, ahlak, dayanışma, Vedat Türkali'nin senaryosu ile bir toplumsal gerçekçilik başyapıtı: youtu.be/cadQKrKu528?...
youtu.be
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 13/04/2025
"Ararım seni heryerde", Sadettin Kaynak'ın bestesi bu kez Semiramis Pekkan'ın yorumu  ile: open.spotify.com/track/6eGHHp...
open.spotify.com
Ararım Sorarım
Semiramis Pekkan · Semiramis · Song · 2013
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 13/04/2025
"Ararım seni heryerde", Sadettin Kaynak'ın bestesini de içeren çokuluslu ilginç bir yorum: open.spotify.com/track/0HFOGn...
open.spotify.com
Columbus Stockade
No Blues · Farewell Shalabiye · Song · 2005
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 10/04/2025
"Şehirdeki Yabancı", Halit Refiğ, 1962, Zonguldak, sınıf farkları,  maden işçileri, iş güvenliği, siyaset, din, ticaret, medya, toplumsal değerler ve çatışma, hayvan sevgisi, Vedat Türkali'nin senaryosu ile toplumsal gerçekçi bir başyapıt: youtu.be/hyCZ6BXFhps?...
youtu.be
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 16/03/2025
"Anora" filminin hatırlattığı sosyoljik araştırma: www.patronlardunyasi.com/sosyolog-cos...
patronlardunyasi.com
Sosyolog Coşkun Sağlık, pavyonlarla ilgili 1.5 yıl süren araştırmasında az bilinen bilgilere yer verdi - Patronlar Dünyası
Türkiye’deki eğlence kültürü içerisinde eski ancak hakkında az bilgi olan pavyonlar bir yüksek lisans araştırmasında enine boyuna incelendi. Sosyolog Coşkun Sağlık, Ankara pavyonlarını konu alan araşt...
000
Sosyolog @sosyolog.bsky.social · 16/03/2025
"Anora" filmi Oscar ödüllerini toplayınca aklıma Ankara pavyonları hakkındaki bir sosyoloji yüksek lisans  tezi geldi: tez.yok.gov.tr/UlusalTezMer...
tez.yok.gov.tr
BAKIM CALISMASI
000