evrensel.net
‘Sen beni dinle, iş kazası deme’
“Bobin raftan düşüp kaydıysa patronun ne suçu var? Adı üzerinde, kaza işte.”
“Kazaysa biraz da onların başına gelsin. Nedense hep bizim başımıza geliyor...”
Tuzla Gemi Sanayi Sitesinde mesleki eğitim merkezi (MESEM) programı kapsamında çalıştırılan iki çocuk işçinin; Musa ve İsmail’in diyaloğu bu şekilde. MESEM programına kayıtlı çırak ve kalfaların yaşadıkları iş kazaları her geçen gün artıyor. Bu artış artık kazaların dahi sıradan bir şey olarak tanımlanmasına yol açıyor. Ortağı oldukları bu genelin hikayesi, bugün ikisi nazarında cisimleşiyor.
‘Kafama bobin düştü, olacağı varmış!’
Çalışırken kafasına bobin düşen ve yaralanan Musa henüz 16 yaşında. Sağ kaşından ensesinin sol tarafına doğru başının üzerinden ilerleyen derin bir yara izine sahip. Kaza anını anlatıyor: “Teneke raflar var. Bunların üzerinde de balya balya metal bobinler sıralı duruyor. Raflardan birinin altında çalışıyordum bir gün. Rafın üçüncü katından bir bobin yuvarlandı, geldi, kafama isabet etti. Olacağı varmış.” İki yıllık işçilik hayatında yaşadığı ilk kaza değil Musa’nın. “Beş, on, belki on beş... Saymadım ki” diyor kazaların sık sık yaşanan bir şey olduğunu vurgularken. “İş bu. Başına her şey gelebiliyor. Eli kalem tutan adamın eline kalem battı diye ahlanıp vahlanıyor mu? Hayır. O zaman eli çekiç tutan adamın eline de çekiç denk gelince ah vah etmemesi lazım. Sonuçta kimse bizi zorla da çalıştırmıyor. Biz kendimiz gönüllü olduk. Acısına, kazasına da biz katlanacağız mecbur.”
MESEM programına kaydolmaya kendisinin gönüllü olduğunu söylese de hayatı kendi inisiyatifinin dışında şekillenmiş Musa’nın. Kendisine kalsa yapmak istediği meslek grafikerlikmiş. “olmadı.” diyor grafikerlik hedefinden vazgeçtiğini söylerken. “Nasipte yokmuş. Okumak bana göre bir şey değilmiş, onu anladım. Dersler bir sene zayıf geldi, neyse dedik, geçtik. Ama ertesi sene de zayıf çok gelince aldılar okuldan. Doğru MESEM’e.”
‘Musa’nın kafası yarılmış, kimin umurunda’
İsmail, Musa’dan farklı düşünüyor. Kazaların önlenebilir bir şey olduğu görüşünde. “Bobin dediğin durup dururken kaymaz. Kaysa bile, adamın buna önlem alması gerekirdi. Madem bobini rafın üstüne koyacaksın, o zaman rafın önüne bir engel koy, olur da kayarsa tutsun bobini” diyor. Peki kendisinin ilk anda aklına gelen bu basit çözümü patronları neden uygulamıyor? Onların neden aklına gelmiyor?
“Gelmez olur mu abi? Elbette geliyordur akıllarına. Onlar bizden daha şeytan. Akıllarına her şey gelir” cevabını veriyor ilk etapta. Akıllarına gelmesine rağmen uygulamamalarının nedenini ise işçileri önemsememelerine bağlıyor: “Bu adamlar anca kendi ceplerini düşünüyorlar. Musa’nın kafası yarılmış, kimin umurunda? Nasılsa adam da biliyor Musa’nın kaza deyip geçeceğini, biliyor hastanede ‘Ne oldu’ diye sorduklarında, iş kazası olduğunu söylemeyeceğini.”
Musa yeniden dahil oluyor burada sohbete. “Keyfimizden mi söylemedik iş kazası olmadığını? Mecbursun bir yerde” diyor. Mecburiyetini ise şu sözlerle anlatıyor: “Adam kendisi götürdü beni zaten hastaneye. Yol boyunca tembihledi. İş kazası desem de evde kaza geçirdim desem de bir şey değişmezmiş, öyle dedi. Ama iş kazası dersem durup dururken evrak işleriyle uğraşırmışız. ‘Sen beni dinle, iş kazası deme’ diye tembihledi adam, hastanede de dikildi tepemde, ayrılmadı yanımdan.”
12 yılda 770 çocuk çalışırken öldü
Yüzde 22.1 - 15-17 yaş arasında iş gücüne katılma oranı
869 bin - TÜİK verilerine göre çocuk işçi sayısı
503 bin 962 - MESEM’lere kayıtlı çocuk işçi sayısı
12 - MESEM’lerde iş cinayetlerinde ölen çocuk işçi sayısı
71 - 2024’te iş cinayetlerinde can veren çocuk sayısı
770 - Son 12 yılda çalışırken ölen çocuk sayısı