Sign in

Gazedda

@gazeddakibris.bsky.social
63 followers 32 following 736 posts

Sınırların ötesine bakan özgür bir kolektif | A free collective looking beyond borders | Μια ελεύθερη συλλογικότητα που κοιτάζει πέρα από τα σύνορα www.gazeddakibris.com

PostsRepliesMedia
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 22h
Anna Marangu, Uluburun batığında bulunan ahşap bir yazı tabletinden hareketle Kıbrıs’ın Geç Tunç Çağı’ndaki ekonomik ve kültürel gücünü bugünün toplumsal dağınıklığıyla yan yana getiriyor ve “nasıl bir yerde yaşıyoruz?” sorusunu soruyor.
gazeddakibris.com
Bir Tablet ve Biz
Anna Marangu | Philenews Kimin kiminle neden yemek yediğini[1], yaklaşan siyasi kavgaları ve ayak oyunlarını, bitmek bilmeyen çekişmeleri ve melodramları, New York’taki karşılıklı suçlama yarışını[2], Atina’da Annoula hakkında yazılan kötü şeyleri[3], Mazo ve çevresindeki şarlatanlar yüzünden koparılan yaygarayı[4] yorumlamaktan kaçınmak için güzel bir fırsat. Chrystalla Hadjidemetriou’nun dediği gibi, biz yazıyoruz yazmasına ama ne dinleyen var ne de bir şey yapan… Hayatımıza hükmeden ulusal, toplumsal ve siyasi keşmekeşin en çarpıcı kanıtı ise geçen salı, tam da bu yazıyı yazarken başımın üzerinden geçen iki F-16’nın lanet olası gürültüsüydü. Neden uçtular, ne amaçla uçtular, anlayamadım.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 08/10/2026
Hristos Purgurides, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kurumsal patolojilerinden Ulusal Konsey sonrasındaki siyasi söyleme uzanarak siyasi eşitlik, federal çözüm ve Kıbrıslı Rum tarafının kendi sorumlulukları üzerine eleştirel bir değerlendirme yapıyor.
gazeddakibris.com
Devlet ve Siyasi Liderliğimiz
Hristos Purgurides | Politis Siyasi liderlerin Ulusal Konsey toplantısının ardından yaptıkları açıklamalar, uzlaşmaya dayalı bir çözüme götürecek cesur kararlar alma yönünde siyasi irade bulunmadığı konusunda bende hiçbir kuşku bırakmıyor. Devlet, her toplumun temelidir. Bizim devletimiz ise görece yenidir. Kuruluşunda, yüzyıllara dayanan geçmişe sahip başka devletlerin deneyimlerinden yararlanma ve onların iyi yanlarını örnek alma imkânı vardı. Bunu yapmadı. Böylece zamanla, onu “başarısız devletler” kategorisine sokan patolojiler baş gösterdi. Devletin patolojileri Devletin patolojileri üzerine başlı başına bir kitap yazılabilir. En önemlilerinden saydığım birkaçına örnek olarak değineceğim: Parti çıkarları ve başka nedenlerle özel çıkarları kayırıyor; kendi bünyesinde rekabeti ve topluma karşı hesap verebilirliği teşvik etmiyor; kendi yasalarını sistematik biçimde kendisi ihlal ediyor; kamu, yapılarıyla birlikte bir yolsuzluk odağı oluşturuyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 08/10/2026
Deniz Altıok, Cornell 7 davasından yola çıkarak şiddete maruz bırakılan kadınların anlatılarının nasıl sorgulandığını, resmî kayda girmeyen tepkilerin görünmezliğini ve özellikle Kıbrıs gibi küçük toplumlarda ifşanın kadınlara yüklediği bedeli tartışıyor.
gazeddakibris.com
Tacizin Kaydı, Kadının Beyanı ve Ödenmeyen Bedel
Beni bu yazıyı yazmaya bu defa bir film değil, günlerdir gündemimde olan ve her saniye takip ettiğim Cornell Üniversitesi’nde ortaya çıkan Cornell 7 davası oldu. Yani yedi erkeğin tecavüzü, elli küsur erkeğin sessizliği ve üniversite yönetiminin fail aklayıcılığı. Nedense bir kadın tacize ya da şiddete maruz bırakıldığında, kadının bunu hemen koşa koşa anlatması bekleniyor. Anlatmazsa, anlatmaya gecikirse, bu gecikme, mağdur edilmesi yetmezmiş gibi, kendi aleyhine bir delil olarak kullanılıyor. 13. yy İngiltere'sinde şiddet mağdurlarından olay sırasında bağırmaları beklenirmiş, bu kural zamanla öbür suçlar için kaldırılmış ama tecavüz davalarında "fresh complaint doctrine" olarak sekiz yüz yıl boyunca sürdürülmüş.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 07/10/2026
Nuray Özgeçen, çocukların şehirdeki hareket özgürlüğünü okul yolu, toplu taşıma, yaya güvenliği ve kamusal alan üzerinden tartışıyor; çocuklara yakın şehirleri eşit yurttaşlığın temel ölçütlerinden biri olarak ele alıyor.
gazeddakibris.com
Çocuklara Yakın Şehirler
Bir şehrin nasıl kurulduğunu en iyi anlayabileceğimiz saatler, o şehrin en telaşlı saatleridir. Herkesin bir yerlere yetişmeye çalıştığı bu saatler, şehrin aslında kimin için ne kadar yer ayırdığını ele verir. Sabahları okullarına ulaşmaya çalışan çocuklara bakarken şehirlerin çocuklar açısından yaşanabilirliğini sorgulamaya başladım. İçinde yaşadıkları şehrin, korkularını, meraklarını ve hareket etme cesaretlerini nasıl şekillendirdiğini düşündüm. Şehirde yaşayan ya da gününü geçiren bir çocuk kendini ne zaman güvende hisseder? Bir yetişkinin elini hiç bırakmadığında mı? Sokakla yalnızca bir arabanın camı ardından ilişki kurduğunda mı? Yoksa güvenle yürüyebileceği kaldırımların, rahatlıkla kullanabileceği yaya geçitlerinin, düzenli bir otobüs hizmetinin ve gerektiğinde yardım isteyebileceği bir kamusal düzenin varlığında mı?
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 05/10/2026
Sadiye Ada, Odysseus’un eve dönüş hikâyesinden Salamis’e, Girne batığından Kıbrıslıların göç hafızasına uzanan bir anlatıyla Kıbrıs’ın denizle, yolculukla ve dönüşle kurduğu bağı yazıyor.
gazeddakibris.com
Bir Ada, Bin Dönüş: Odysseus’tan Kıbrıslılara
English follows Christopher Nolan’ın The Odyssey filmi, Odysseus’un yıllar süren “eve dönüş” hikâyesini yeniden gündeme getirirken, bu anlatı Kıbrıslıların tarihsel hafızasında bambaşka bir karşılık buluyor. Şöyle ki Kıbrıs, tarih boyunca hem bir varış hem de bir ayrılış adası oldu; adalı olmanın kaderlerinden biri göçtü. Odysseus’un İthaka’ya dönemeyişi, bugün çoğunlukla Birleşik Krallık, Avustralya, Kanada ve dünyanın başka yerlerinde yaşayan Kıbrıslıların “uzakta ama memleketle bağını koparmamış olma” hâlini hatırlatıyor. Üstelik Kıbrıs mitolojisi de bu “eve dönüş” temasına doğrudan bağlanıyor: Troya Savaşı’ndan sonra sürgüne çıkan Teukros, efsaneye göre, babası onu Salamis adasına almadığı için Kıbrıs’a gelerek kendi yurdu Salamis’in adını burada yeniden yaşattı.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 05/10/2026
Yorgos Kumullis, Kıbrıs’taki ulusal bayramların iki toplum arasında ortak bir hafıza yaratmak yerine milliyetçi anlatıları güçlendirdiğini savunuyor ve ortak bir Kıbrıs anma günü öneriyor.
gazeddakibris.com
Ulusal Bayramlar: Bölünmeyi Derinleştiriyor, Milliyetçiliği Güçlendiriyor
Yorgos Kumullis | Politis Her yıl 1 Ekim geçit töreni, “ulusal birlik” gösterisi olarak sunuluyor. Oysa gerçekte birleştirmiyor. Yalnızca bölünmeyi ve iki toplum arasındaki siyasi güvensizliği sürdüren aynı ayrım çizgilerini yeniden üretiyor. Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlık yıldönümü dolayısıyla önceki gün düzenlenen geçit töreni, kaçınılmaz olarak diyebilirim ki, bende olumsuz çağrışımlar yarattı. Öncelikle aklıma Kıbrıs’ın ulusal bayramlar konusunda elinde tuttuğu dünya rekoru geldi: Toplam dokuz (!); Kıbrıslı Rumların dört, Kıbrıslı Türklerin ise beş ulusal bayramı var (23 Nisan-Türkiye’nin ulusal bayramı, 19 Mayıs-Atatürk Günü, 20 Temmuz-Özgürlük Günü, 1 Ağustos-TMT’nin kuruluşu, 15 Kasım-KKTC’nin kuruluşu). Ülkelerin çoğunun bir ulusal bayramı var, bazılarının ise hiç yok.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 04/10/2026
Mehveş Beyidoğlu, Kırgızistan’daki yolculuğunda gördüğü eski arabalar, toprak yollar, dışarıda oynayan çocuklar ve geçirgen sınırlar üzerinden 1970’lerin ve 1980’lerin Kıbrıs’ını hatırlıyor; gelişmenin bize ne kazandırdığı kadar neyi unutturduğunu da sorguluyor.
gazeddakibris.com
Bir Dağ Yolunda Çocukluğuma Rastladım
Temmuz ayında hiking yapmak için Kırgızistan’a gittim. Dağlara çıkacağımı, çok başka bir coğrafya göreceğimi biliyordum. Ama orada zaman zaman kendi çocukluğuma rastlayacağımı hiç düşünmemiştim. Eski arabalar, toprak yollar, sade evler, dışarıda oynayan çocuklar… Bir anda 1970’lerin sonu ile 1980’lerin Kıbrıs’ından görüntüler görmeye başladım. Kıbrıs’tan farklı olarak Kırgızistan’da coğrafyayı sarp dağlar, yoğun ormanlar, kar, buzullar ve kayaların arasından akan nehirler belirliyor. Kıbrıs daha yatay, daha kuru, daha Akdenizli. Bana tanıdık gelen manzara değildi aslında. Hayatın ritmiydi. İnsanların birbirleriyle, çocuklarla, hayvanlarla ve yaşadıkları yerle kurdukları ilişkiydi. Bişkek’ten Karakol’a küçük bir uçakla yaklaşık kırk dakikada gittik.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 04/10/2026
Filiz Uzun, çocukluğunun yeni yıl kartlarından hatırladığı kar manzaralarını Fransız Alpleri’nde yeniden buluyor. La Clusaz, Chamonix-Mont-Blanc ve Megève üzerinden dağ kültürünü ve seyahat deneyimini anlatıyor.
gazeddakibris.com
Kartpostallardan Alplere Yolculuk…
Kasım ve Aralık ayında Avrupa’da olmak inanılmaz keyiflidir. Her yer süslenmiş, yollar, sokaklar ışıl ışıl. Ama bir de bembeyaz kar düşmüşse Noel zamanları bir o kadar daha keyifli olur. Fransa seyahatim boyunca kaldığım Annecy “Fransa’nın güneydoğusundaki Alpler bölgesi” olduğundan bol bol kar görme şansına eriştim. Annecy ve Menthon-Saint-Bernard çok karlı olmasa da yukarılara Alplere çıktığımızda inanılmaz bir manzara ile karşılaştık. Ben çocukken karı ilk kez yeni yıl kartlarında görmüştüm. Hatırlayanlarınız var mı bilmem. Ben mektup çağını yaşayan çocuklardandım. Ve kendimi inanılmaz şanslı sayıyorum. Her yeni yıl zamanı kitapçılara gider yeni yıl kartları alırdık.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 01/10/2026
Sude Doğan, Cyprus Forum’da Mehmet Harmancı’nın unvanı üzerinden yaşanan krizi, ELAM’ın siyasi baskısını ve bunun iki toplumlu diyalog ile sivil toplum üzerindeki etkilerini tartışıyor.
gazeddakibris.com
Sorun Aslında Cyprus Forum’dan da Öte
Gün geçmiyor ki adamızda ya da çevremizde yeni bir absürtlükle, yeni bir krizle sınanmayalım. Bazen adanın kuzeyinde kendi yankı odalarımıza çekilip iç meselelerimize kilitleniyoruz; bazen de tüm adayı ve geleceğimizi doğrudan ilgilendiren, tam da burnumuzun dibinde patlak veren kırılma noktalarını ıskalıyoruz. Ancak geçtiğimiz günlerde iki toplumlu diyaloğu senelerdir bünyesinde barındıran bir konferans olan Cyprus Forum’da yaşananlar, artık hiçbirimizin öylece kafasını çevirip geçemeyeceği kadar kritik bir alarm veriyor. Lefkoşa Türk Belediyesi Başkanı Mehmet Harmancı’nın konferansa katılımı ve ünvanı, aşırı sağcı ELAM’ın yarattığı histeri ve uyguladığı siyasi baskı nedeniyle bir krize dönüştürüldü. Harmancı’ya en başta layık görülen “Belediye Başkanı” unvanı, ELAM’dan gelen tehditvari tepkilerin ardından alelacele “Toplum Lideri” gibi bir nitelemeye çekildi.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 01/10/2026
AKEL eski Genel Sekreteri Andros Kiprianu, Kıbrıs sorununda Hristodulidis ve Erhürman’ın tutumlarını, müzakerelerin yeniden başlaması ve siyasi söylem ile eylem arasındaki fark üzerinden değerlendiriyor.
gazeddakibris.com
Kıbrıs Sorunu: Öz ve Retorik
Andros Kiprianu, AKEL eski Genel Sekreteri Siyasette, bir siyasetçinin söyledikleriyle yetinmemek; sözleriyle eylemlerinin örtüşüp örtüşmediğini değerlendirebilmek için yaptıklarına ve attığı adımlara daha derinlemesine bakmak gerekir. Kıbrıs sorunu, herkes tarafından böyle görülmese de ülkenin ve halkın karşı karşıya olduğu en önemli sorundur. Son yıllarda atılan adımlar bizi, gerçekleşmesi hâlinde felaket olacak bir bölünmenin eşiğine getirdi. N. Hristodulidis üç buçuk yıl önce Cumhurbaşkanlığı görevini devraldı. İlk dönemde karşısında, Türkiye ile tam bir uyum içinde olması ve kabul edilemez iki devletli çözüm tutumuyla bilinen Tatar vardı. Haklı olarak, görüşmelerin yeniden başlamasının son derece zor olduğu söylenebilirdi.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 29/09/2026
Doruk Ekingen, Kıbrıs sorununu jeopolitik çıkarlar, garantiler, üsler, güvenlik ve ortak Kıbrıslılık üzerinden tartışıyor.
gazeddakibris.com
Herkesin Uçak Gemisi Olmak…
Geçtiğimiz haftalarda sosyal medyada Kıbrıs sorunuyla ilgili oldukça dikkat çeken bir tartışmaya denk geldik. Al Arabiya’da yayımlanan programda, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin eski diplomatlarından Euripides Evriviades ile Türkiyeli akademisyen Prof. Dr. Hasan Ünal karşı karşıya gelmişti. Tartışma sertti. Türkiye’nin Kıbrıs’taki rolünden güvenlik meselesine, iki devletli çözümden Doğu Akdeniz’deki jeopolitiğe kadar birçok konuda birbirlerinden oldukça farklı görüşler ortaya koydular. Biz de CyTopic olarak bu tartışmayı izledikten sonra Euripides Evriviades’i yayınımıza davet ettik. Amacımız Al Arabiya’daki tartışmayı tekrar etmek değildi. Tam tersine, orada ortaya çıkan görüşleri daha uzun, daha sakin ve daha ayrıntılı biçimde konuşmak istedik.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 28/09/2026
Mehmet Öner Ekinci, Meclis’e verilen af yetkisinin anayasal ve cezai hukuk bakımından niteliğini, sınırlarını ve mevcut düzenleme eksikliklerini inceliyor.
gazeddakibris.com
Af Yetkisi ve Hukuki Niteliği
Af yetkisi, Anayasanın 78’inci maddesi ile Cumhuriyet Meclisinin asli yetkileri arasında gösterilmektedir. Ancak bu yetkinin hangi ilke ve ölçütlere ve hangi yöntem kurallarına bağlı olarak kullanılacağı, kapsamının ve hukuki niteliğinin ne olduğu konusunda Anayasada yol gösterici ve açıkça belirleyici bir düzenleme maalesef bulunmamaktadır. Bu konuda, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünde ve Ceza Yasasında da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Aslında af yetkisi, Anayasada düzenlenmekle birlikte, yetkinin hangi alanda kullanılabileceği hususu teknik olarak Ceza hukukunu ilgilendiren bir alandır. Bu nedenle Af yetkisinin hukuki niteliğini belirleme açısından ve hangi ilke ve ölçütlere ve hangi yöntem kurallarına bağlı olarak kullanılacağı konusunda, TC Anayasasından alıntılanan Anayasamızdaki 78’inci madde ile hemen hemen örtüşen TC Anayasasının 87’inci maddesinin TC’deki uygulamasına ve TC Anayasa Mahkemesinin af yetkisi ile ilgili kararlarına bakmak gerekmektedir.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 27/09/2026
Filiz Uzun, Annecy’yi gölü, kanalları, tarihi yapıları, Savoy mutfağı ve yaşam kültürüyle anlatıyor. Alpler’in Venedik’i neden bu kadar etkileyici?
gazeddakibris.com
“Alpler’in Venedik’i” Annecy 
Fransa seyahatimde beni en çok şaşırtan şehirlerden biriydi Annecy oldu. Çok beğendim. Kızım Helin de öyle “burada yaşayabiliriz” dedik ikimizde. Hem huzurlu hem eğlenebileceğimiz hem her türlü sporu yapabileceğimiz hem de kaliteli bir yaşam için ideal bir şehir, Annecy. Orda kaldığım 15 gün boyunca hep bunu düşündüm. Buralarda doğan insanlar ne kadar şanslı. Kışın kayak yapılacak Alp dağları, Kano, yelken yapıp yüzecekleri Annecy gölü ve çevresinde şahane plajları, göl kenarında kilometrelerce uzanan yürüyüş, koşu ve bisiklet yolları ile her mevsim spor yapabileceğiniz bir şehir. O kadar çok koşan insan var ki sizin de koşasınız geliyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 25/09/2026
Konuk yazar Mustafa Billur, Tacan Reynar’ın 2018’den 2026’ya uzanan siyasi çizgisini kendi eski meşruiyet eleştirileri üzerinden sorguluyor: Vesayet altındaki bir yapıda Meclis ve hükümet, siyasal özgürleşmenin aracı mı; yoksa kurulu düzenin normalleşmasına hizmet eden bir mekanizma mı?
gazeddakibris.com
 “Son Kale İnsan” Düştüğünde Ne Olacak?
 Dr. Mustafa Billur Tacan Reynar’ı eleştirmenin en kolay yolu, 2018’de yargıçlıktan istifa eden bir hukukçunun 2023’te (ve muhtemelen 2026’da) Cumhuriyet Meclisi’ne aday olmasını “tutarsızlık” diye özetlemektir. Kolaydır, çünkü tek cümlede biter; zayıftır, çünkü hiçbir şeyi açıklamaz. İnsanların siyasal stratejileri değişebilir, zaman zaman değişmelidir de. Asıl mesele bu değişikliğin arkasında hangi gerekçenin durduğudur. Çünkü 2018-2020 Reynar’ının yazdıkları sıradan bir “hükümetler kötü yönetiyor” şikâyeti değildi. Nüfus politikasını, vatandaşlığı, seçmen üretimini, mülkiyet düzenini, Ankara’nın belirleyiciliğini ve kurumların meşruiyet üretme işlevini tek bir tabloda birleştiriyordu. Dolayısıyla sorulması gereken soru “Reynar neden Meclis’e girmek istiyor?” değil, ondan daha ağır bir sorudur: …
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 24/09/2026
Hakan Çoban, köy köy topladıkları komik hikâyelerden yola çıkarak Kıbrıslıtürklerin gündelik hayatında yaşayan mizahı, misafirperverliği ve sözlü belleği anlatıyor: Çünkü gelecek nesillere bırakılacak olan yalnızca acılar değil, kahkahalar da.
gazeddakibris.com
Bir Toplumun Hafızası Sadece Acılarından Oluşmaz
“Gel da, Lema abandır abamm!” dedi. Tanımazdı bizi. Dört gençtik. Üç erkek, bir kadın. Girdik içeri. Sanki aylardır bizi beklerdi. Evinden kavun hellim yemeden gomadı bizi dışarı. “Yemezsanız anlatmam,” dedi. Sonra başladı anlatmaya… Kocası Mehmet’i anlattı. Çok güldük... --- Süleyman dayı arkadaşları ile gavede otururdu. Bizi gavenin önünde görür görmez, sanki torunlarına seslenir gibi seslendi: “Ma naparsınız olan buraşta?” “Komik hikâyeler toplarık,” dedik. “Gelin, gavecik ısmarlayayım. Soluklanın, da sıcaktır,” dedi. Zaman var soluklanmak için sıcak gave içmemiştim. İçtik. Konu konuyu açtı. Sonradan anladık… İlk kurulan cümlenin tercümesi şuydu: “Benim de anlatacak birkaç komik anım var.”
001
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 23/09/2026
Imagine yıllarca iki toplumdan binlerce öğrenciyi barış eğitimi, temas ve diyalog etrafında buluşturdu. Nuri Sılay, Kıbrıslıtürk öğrencilerin programa katılımının yeniden başlaması için açıklanan çalışmaların neden sonuçlanmadığını ve bu gecikmenin siyasi sorumluluğunu tartışıyor.
gazeddakibris.com
‘Imagine’ Barış Eğitimi Neden Hâlâ Askıda?
Imagine, Kıbrıs’ta belki de en basit ama aynı zamanda en zor şeyi yapmaya çalışan bir program: Çocukların birbirlerini tanımaları ve önyargıları aşmaları. 2015’te temelleri atılan ve 2016’da Tarihsel Diyalog ve Araştırma Derneği (AHDR) tarafından uygulanmaya başlanan program, ırkçılık karşıtlığını, barış kültürünü ve iki toplum arasında karşılıklı anlayışı güçlendirmeyi amaçlıyor. Aylar süren çalışmaların ardından Imagine, Ekim 2017’de iki toplum liderinin ortak kararıyla İki Toplumlu Eğitim Teknik Komitesi’nin çalışmalarına dahil edildi. Birleşmiş Milletler Barış Gücü’nün ve BM Genel Sekreteri’nin de desteklediği program, böylece yalnızca bir sivil toplum girişimi olmaktan çıkıp iki toplumun ortaklaşa sahiplendiği bir barış eğitimi projesine dönüştü.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 21/09/2026
Bayrakların, şehirlerin ve insanların yorgunluğundan başlayan “El Olmuşuz Elinizde”, savaşın taraflarından çok geride bıraktığı insanlara bakıyor. Tüge Dağaşan, çocukların, annelerin, evsiz ve yurtsuz kalanların acısını, “her devirde insan kalabilmek” çağrısıyla birleştiriyor.
gazeddakibris.com
El Olmuşuz Elinizde
Bayraklar bile yorulmuş dalgalanmaktan Püskürüp yırtılmış kenarları Kolay değil taşımak bir ülkeyi bir kumaş üzerinde göğe yükselmiş İnsanlar ölüyor dedim ya sevgilim İnsanlar ölüyor ve ölmeye devam ediyor işte Anlamadığım bir dilde ölüyor insanlar Bilmediğim bir yerde Bildiğim yerlerde de ölüyor insanlar Ve bildiğim bu devirde de Devriliyor metrelerce insanlar ve santim santim çocuklar Bir avuç toprak yetiyor onları örtmeye Derin keder doluyor gözlerim bakınca gözlerime “neden” diyorlar “neden bu hüzün sende?” Oysa bilmiyorlar her çocukta ölen bir anne yaşatır gözlerim her ölen annede kalan bir çocuk ve ne fark eder sıfatları zamirleri unvanları …
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 20/09/2026
Filiz Uzun’un Fransa seyahat dizisi, Annecy yakınındaki Menthon-Saint-Bernard ile başlıyor. Yazı; kasabanın tarihi, Château de Menthon-Saint-Bernard, Annecy Gölü, gündelik yaşam, topluluk kültürü ve yazarın kişisel seyahat deneyimlerini bir araya getiriyor.
gazeddakibris.com
“Bir Şatonun Gölgesinde Yaşamak…”
MENTHON-SAİNT-BERNARD Bu hafta gezdiğim, gördüğüm bir başka ülkenin seyahat yazı dizisine başlıyorum. Fransa. Eminim çoğunuz Fransa’ya seyahat etmişsinizdir. Elbette her seyahatte hepimiz farklı farklı deneyimler ediniriz. Kimileri tur rehberleri ile, kimileri kendi başına, kimileri de bazen o ülkede yaşayan insanların rehberliğinde gezer şehirleri. Bir şehri o ülkenin insanıyla gezmek o ülke hakkında çok daha fazla gerçek bilgiye sahip olmanızı sağlar. Ancak tek başına gezmenin, yeni bir ülkeyi keşfetmenin keyfi de çok başkadır bana göre. Fransa çok farklı bir seyahat oldu benim için. Biraz Helin ile biraz çocukluğu oralarda geçen bir arkadaşı ile biraz da tek başıma gezdim Fransa’nın bazı şehirlerini.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 19/09/2026
Diego Armando Aparicio, queer’i sabit bir kimlikten çok normların dışında ve geleceğe dönük bir düşünme alanı olarak tarif ediyor. Söyleşide Queer Wave’in kuruluşundan Kıbrıs’taki queer sinema boşluğuna, iki toplumlu temastan toplumsal gerilemeye kadar uzanan geniş bir alanı tartışıyor.
gazeddakibris.com
Diego Armando Aparicio: Queer, Henüz Gelmemiş Olandır
Fizik ve kuantum teknolojilerinden sinemaya, kişisel bir arayıştan Kıbrıs’ta queer (kuir) sinema seslerine alan açan bir festivalin kuruluşuna uzanan bir yolculuk. Queer Wave’in sanat yönetmeni, festivalin gelişimini, toplumsal dirençleri, kesinliklerimizi sorgulama ihtiyacını ve kendi ifadesiyle hâlâ insan düşmanlığını içinde taşıyan bir toplumu Philenews'den Diana Aza'ya anlattı. – Bugün tam olarak neye queer diyoruz? Queer kavramı başlangıçta “tuhaf” anlamına gelen aşağılayıcı bir sözcüktü. Zamanla, sözcüğün aşağılayıcı biçimde tanımladığı topluluk bu kelimeyi geri alıp sahiplendi ve yeniden anlamlandırdı. Queer’i bir kimlik olarak düşünmek istemiyorum. Benim için queer, pek çok kimliğin bir araya gelmesinden doğan bir şey.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 18/09/2026
Sude Doğan, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Schengen’e katılım sürecini Yeşil Hat rejimi, 10. Protokol ve karma evlilik çocuklarının hakları üzerinden sorguluyor: Avrupa entegrasyonu, adanın içindeki mevcut hukuki ve toplumsal kırılganlıkları daha da derinleştirebilir mi?
gazeddakibris.com
Schengen’e Doğru Adım Adım
Yıllardır Schengen Bölgesi vaadi, Kıbrıslılara Avrupa entegrasyonunun nihai zaferi olarak sunuluyor: Larnaka’dan Lizbon’a pasaportsuz seyahat, kesintisiz ekonomik hareketlilik ve Avrupa standartlarında bir "normallik" tescili. Resmi söylemler katılım sürecini gecikmiş bir idari formalite gibi ele alıyor; konu yalnızca biyometrik sistemlerin güncellenmesi, limanlardaki güvenlik tarayıcıları ve Brüksel ile senkronize edilen veri tabanlarından ibaretmiş gibi gösteriliyor. Oysa diplomatik basmakalıp ifadelerin hemen altında, adanın kırılgan toplumsal ve anayasal dokusunu çatlatma tehlikesi taşıyan, çözülmemiş devasa bir paradoks yatıyor. Kıbrıs sıradan bir Avrupa devleti değildir ve standart Avrupa sınır politikalarını hiçbir bedel ödemeden bünyesine ithal edemez. Ada; kırılgan ateşkeslerin, askıya alınmış hukuk normlarının ve tarihsel uzlaşıların yönettiği 180 kilometrelik bir tampon bölgeyle ikiye bölünmüş bir AB üyesidir.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 15/09/2026
Kıbrıs Sorunu terapiye geliyor; geçmiş travmalarını, savunma mekanizmalarını, BM’den beklentilerini ve değişme korkusunu anlatıyor. Emmelia Georgiou’nun ironik metni, yarım yüzyılı aşan çözümsüzlüğün yalnızca siyasi değil, aynı zamanda kimliksel bir alışkanlığa nasıl dönüştüğünü sorguluyor.
gazeddakibris.com
Kıbrıs Sorunu… Psikoterapiye Gitseydi
52 yıllık bir çıkmaz için hayali bir psikoterapi seansı Emmelia Georgiou | Politis Kıbrıs Sorunu terapiye on dakika geç geliyor; elinde bir kahve ve üzerinde “Tarihsel Bağlam” yazan bir dosya var. Geciktiği için özür diliyor. “Her iki yönde de trafik berbattı.” Terapist yorum yapmadan dinliyor ve oturmasını işaret ediyor. Kıbrıs Sorunu, yarım yüzyılı aşkın süredir askıda kalmış ve artık bunu karakterinin bir parçası olarak görmeye başlamış birinin özgüveniyle oturuyor. “Nasıl hissediyorsun?” diye soruyor terapist. “Karmaşık.” Zaten başka ne diyebilirdi ki? Başvuru nedeni Kıbrıs Sorunu en başından terapiye ihtiyacı olduğuna inanmadığını açıklıyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 14/09/2026
Doruk Ekingen, eski başmüzakereciler Özdil Nami ve Andreas Mavroyiannis’in anlatılarını yan yana getirerek Crans-Montana’dan kalan yakınlaşmaları, güvenlik ve garantileri, Türkiye’nin tutumunu ve Kıbrıs çözüm sürecinin hâlâ aşılmayı bekleyen “son kilometresini” değerlendiriyor.
gazeddakibris.com
İki Başmüzakereci, Bir Ada ve Bitmeyen Son Kilometre
Son birkaç haftadır CyTopic YouTube kanalında (CyTopic - YouTube) Kıbrıs siyasetinin farklı taraflarından önemli isimlerle uzun uzun konuşma fırsatı buluyoruz. Güney Kıbrıs’taki Volt’tan isimlerle, eski Kıbrıslı Türk başmüzakereci Özdil Nami ile, eski Kıbrıslı Rum başmüzakereci ve 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin adayı Andreas Mavroyiannis ile ve daha birçok isimle yayınlar yaptık. Bazıları canlıydı, bazılarını önceden kaydettik. Yeni söyleşileri de paylaşmaya devam ediyoruz. Benim için işin en güzel tarafı ise yalnızca önemli konukları kanala getirebilmek değil. Bu görüşmeler sırasında biz de öğreniyoruz. Kıbrıs sorununu yıllardır haberlerden, açıklamalardan ve siyasi tartışmalardan takip edebiliriz.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 13/09/2026
Bir mavi bisikletin görünmeyen kanatlarından yola çıkan Mehveş Beyidoğlu; Gündüz Vassaf, Foucault, Erasmus ve sanat üzerinden normalliğin sınırlarını, otoriteyi ve özgür düşüncenin imkânlarını sorguluyor.
gazeddakibris.com
Deliliğe Övgü
Bir gün çok yakın bir arkadaşım bakkala mavi bisikletiyle giderken köyün delisini görmüş. O’nun da mavi bir bisikleti varmış. Arkadaşım ona adıyla hitap ederek, “Bisikletleri değişelim mi? Bak, ikisi de mavi,” demiş. Deli, “Olmaz,” demiş. “Neden?” diye sormuş arkadaşım. “Seninkinin kanatları yok da ondan,” demiş O’na. Bundan daha güzel bir cevap olabilir mi acaba? Bundan daha güzel bir düşünce. Ve bunu görme, söyleme cesareti. Küçük Prens’in koyunu gibi… Gündüz Vassaf Lefkoşa’daydı geçenlerde. Işık Kitabevi’nin 38. Kitap Fuarı’nda bir söyleşiye katıldı. Üstelik de sevgili Bulut Unvan’ın Moderatörlüğü’nde. Beni son zamanlarda en çok heyecanlandıran şey sanırım bu söyleşiydi.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 13/09/2026
Politis yazarı Kiriyakos Pieridis, Avrupa’nın Netanyahu hükümetine yönelik tutumu değişirken Lefkoşa’nın İsrail’le stratejik ortaklığı derinleştirmesini sorguluyor.
gazeddakibris.com
Kıbrıs–İsrail: Tam Olarak Hangi Konuda “Hemfikiriz”?
Kiriyakos Pieridis | Politis Salı günü (8/9/26), Fransa ve İspanya’nın öncülüğündeki sekiz AB üyesi devletten oluşan bir grup, Britanya, Kanada, Norveç ve İzlanda ile birlikte uluslararası diplomaside önemli bir eşiği aştı: Batı Şeria’daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerini sözlü olarak kınamaktan, İsrail yerleşimlerine karşı somut ekonomik önlemlerin uygulanmasına ya da gündeme getirilmesine geçti. Bu adım, Binyamin Netanyahu’nun siyasi varlığını sürdürme mücadelesi verdiği 27 Ekim’deki İsrail seçimlerine birkaç hafta kala Netanyahu hükümeti üzerindeki baskıyı artırıyor. AB düzeyindeki kritik mesele, bu grubun genişleyip genişlemeyeceği ve ekonomik önlemler konusunda sonunda ortak bir Avrupa tutumunun oluşup oluşmayacağı.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 13/09/2026
Düsseldorf’ta yemek ve şarap festivalinin kalabalığına karışan Filiz Uzun, Almanya’daki gündelik hayatla Kıbrıs’ın bitmeyen krizlerini yan yana getiriyor. Yazı, bir seyahat anlatısından giderek memlekete, aidiyete ve “insanın esas gurbeti”ne uzanıyor.
gazeddakibris.com
Almanlar Gülüp Eğlenirken Bize Hep Ağlamak Düşüyor! 
Gazedda’nın iki haftalık molasında, ben de Köln’den adaya döndüm. 29 Ağustos akşamı, 30 Ağustos sabahı da, haftalardır beni inanılmaz etkileyen, uykularımı altüst eden bir felakete uyandım. Onlarca kişinin öldüğü, onlarca kişinin de henüz cesedine ulaşılamadığı bir gemi felaketine.  Giderken “buraya ait hissetmiyordum kendimi” diye yazmıştım “Memleket de ben de eskisi gibi değiliz” başlıklı makalemde. Bir ayda bu yarım adada ardı arkasına gerçekleşen cinayetler, bıçaklamalar, bombalamalar, tecavüzlerin yanında bir de gemi batırdık. Yani anlayacağınız herşey çok daha kötüye gitti. Sadece bir ayda. En çok üzüldüğüm de, bana göre bu felaketlerin çoğunun  bu adaya ait olmaması.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 12/09/2026
Bu gece #Kıbrıs’ın kuzeyinde bir #kadın daha öldürüldü. #Kadıncinayetleri münferit değildir. Şiddeti normalleştiren, önleyici politikaları ve koruma mekanizmalarını güçlendirmeyen düzenin sorumluluğudur. Daha kaç kadın? Bu düzeniniz de, erkekliğiniz de batsın. #erkekliğinizbatsın
Bu gece Kıbrıs’ın kuzeyinde bir kadın daha öldürüldü.

Bir kadın daha erkek şiddetiyle hayattan koparıldı.

Kadın cinayetleri münferit değil. Şiddeti normalleştiren, kadınların güvenliğini kamusal bir sorumluluk olarak görmeyen, önleyici politikaları ve koruma mekanizmalarını güçlendirmeyen düzenin de sorumluluğu var.

Daha kaç kadın?

Bu düzeniniz de, erkekliğiniz de batsın.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 31/08/2026
Gazedda kısa bir yaz molasına çıkıyor. Biraz dinlenmek, bu sıcak yaz günlerinde biraz soluklanmak için yayına kısa bir ara veriyoruz. 13 Eylül’de yeniden buluşacak, kaldığımız yerden devam edeceğiz. #gazedda #YazTatili
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 24/08/2026
Sevgül Uludağ’ın ardından kişisel bir vedadan Kıbrıs’ın ortak acısına uzanan Arda Arıkan, kayıpları ararken hayatını başkalarının acılarına dokunmaya adayan bir insanın bıraktığı sesi anlatıyor.
gazeddakibris.com
Kaybolanları Ararken Kaybolmak
Arda Arıkan Ακολουθεί η ελληνική εκδοχή Duymakta olduğumuz yüzlerce, binlerce sesin ne kadar önemli olduğunu, sustukları zaman anladığımız son derece gerçektir. “Gel da yemek hazırdır!” diye bağıran kişiler annelerimizdir. Değil cevap, en ufak bir tepki bile vermediğimiz bir olaydır. O yemekler binlerce kez hazır olsa da, art arda kapılar açılır ve kapanır. Hayat bir şekilde devam eder. O mutfağın masasını, sandalyesini ve içini değiştirmezsen hep aynı kalır. Aynı kalsa da bir ses eksiktir. Rahatsız edici bir eksiklik… Sevgül Uludağ’ın neyini hatırlarsınız? Ben onun sesini hatırlarım. Aniden attığı kahkasını, “doğruya doğru, eğriye eğri” deyip kimsenin gözünün yaşına bakmadan ettiği sitemleri de hatırlarım ben… Bir şeyi anlatırken sesinin bir anda yükselmesini, bir şeye kızdığında bunu saklamamasını ve yine o kahkahasını.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 23/08/2026
Hasan Yıkıcı, yıllar içinde kurduğu kütüphanenin dağılışından hareketle kitaplarla, politikleşmeyle, geçmişle ve kişisel hafızayla kurduğu ilişkiyi anlatıyor.
gazeddakibris.com
Dağılan Kütüphanenin Hikâyesi!
Nasıl yazacağımı bilmediğim bir yazıya başlıyorum. Bu bir yazı mı onu da bilmiyorum. Yazıdan çok gecikmiş bir veda, dağılarak geride kalan ve yiten birçok şeyin içinde yıkıntısının sızısı sinen, bir zamanlar benimle büyüyen, gelişen ve bir parçam olan, daha doğrusu bir zaman dünyamın bir parçası olan kütüphaneme bir veda yazısı... Yılların ard arda dizilişi ve okuma azmi ile oluşturduğum küçük kütüphane, aynı zamanda benim kişisel tarihimin de bir parçasıydı. Benimle beraber yaşayan, kurulan organik bir beden! Kitaplarla kurduğum ilişki ne bir materyal ile kurduğum ilişki ne de sadece bir bilgiye ulaşma ilişkisiydi.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 23/08/2026
“İlişki kurmayı öğrenmeyen insanlar aynı bilgiye sahip olsalar bile ortak bir gelecek kuramazlar.” Nuray Özgeçen, eğitimi bireysel başarıdan çıkarıp birlikte düşünmenin ve birlikte yaşamanın zeminine taşıyor.
gazeddakibris.com
Birlikte Yaşamanın Yeraltı Bilgisi
Eğitim yalnızca tek tek zihinlere bilgi aktarmak değil, ilişki kurma kapasitesi yaratmaktır. Bunu hatırlayabilmek için gözümüzü erkanlardan, geleneksel müfredatlardan kısa bir süreliğine ayırıp toprağın altına bakmamız gerekir. Mantarlar yağmurdan sonra toprağın üzerinde belirirler. Bu ani görünüşte insana sihirli gelen bir şey vardır. Oysa mantar bir günde ortaya çıkmamıştır. Gördüğümüz şapkalı gövde, çoğu zaman canlının kısa süreliğine yüzeye çıkan kısmıdır. Asıl yaşam toprağın altında, hif adı verilen ince iplikçiklerin oluşturduğu miselyumda sürer. Miselyum toprağın içinde yayılır. Çürümüş yapraklara, bitki köklerine ulaşır. Yüzeyde birbirinden ayrı görünen mantarlar, aşağıda aynı organizmanın parçalarıdır. Ve biz tek tek meyveleri görürüz, ağı değil.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 23/08/2026
Filiz Uzun’un Köln serisinin üçüncü yazısında rota şehrin dışına çıkıyor. Trenle Brühl, Stolberg, Bonn, Hamm ve Münster’e uzanan yolculuk; saraylardan kalelere, Beethoven’ın evinden bir Tamil-Hindu tapınağına uzanıyor.
gazeddakibris.com
Köln’ün Dışında Tarihin İçinde
Köln’de görmediğim, gezmediğim eminim daha çok şahane yerler, sokaklar; oturmadığım daha çok cafeler vardır ama ben Köln’e yakın trenle gidilebilecek yerleri de görmek istedim. Tarih kokan kaleler, saraylar, müzeler, ünlü müzisyen ya da yazarların müzeleştirilen evleri en çok ilgimi çeken yerlerdir. Köln’e yakın birkaç şehri görmek istediğim ve o şehirlerde gitmek istediğim yerleri belirleyip bu hafta da buraları gezdim. Bazılarına hafta sonu Helin ile, çoğuna ise yalnız gittim. Tek başınıza trene binip kulaklıklarınızdan sevdiğiniz müzikleri dinleyerek dışarıyı seyretmek ya da kitabınıza gömülmek bence terapi. İnsan ruhunun bu gibi zamanlara ihtiyacı var.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 20/08/2026
1974’te evinden ayrılan Andreas Pimpisis, 52 yıl sonra geriye dönüş ihtimalini, göçmenliğin bıraktığı izi ve Kıbrıs sorununa bugün nasıl baktığını anlatıyor.
gazeddakibris.com
Not Defterimden: O Kapıdan Bir Daha İçeri Giremeyeceğimi Biliyorum
Andreas Pimpisis – Philenews 15 Ağustos 1974 sabahını, Ormidia’nın (Larnaka kazasına bağlı bir köy) biraz dışında, bir limon ağacının dibindeki leganinin (sulama çukurunun) içinde karşıladık.Bir önceki gün öğle saatlerinden beri evimizden olmuştuk; apar topar çıkıp gitmiştik. Baba evime son kez o gün girdim. Annemle birlikte on dakikalığına içeri girdik. Birkaç eşya alması gerekiyordu, çünkü oradan ayrılıp kurtulmak zorundaydık. Bir önceki akşamdan yerde kalmış bir iki oyuncağa baktım. Bir an, birini yanıma almayı düşündüm. Mantıkla, “Bırak, sonra gelip bulursun,” diyen taraf ile içgüdünün, “Al, yanında olsun,” diyen taraf arasındaki mücadelede galiba mantık ağır bastı.
001
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 20/08/2026
1996 Ağustos’unda önce Kutlu Adalı öldürüldü; ardından Derinya’da Tasos İsak linç edilerek ve üç gün sonra Solomos Solomou vurularak öldürüldüler. Niyazi Kızılyürek, o günleri ve Kıbrıslı Türk olarak duyduğu utancı anlatıyor.
gazeddakibris.com
Tasos ile Solomos’un Öldürüldüğü Yaz Çok Utandım!
Niyazi Kızılyürek (Ακολουθεί το ελληνικό κείμενο) O yaz önce Kutlu Adalı öldürüldü. Ardından birbirini izleyen korkunç şiddet eylemleri 1996 yılının sarı-sıcak Ağustos ayının tarihe kapkara bir ay olarak geçmesine neden oldu. O Ağustos ayında motosikletli Kıbrıslı Rumlar Derinya bölgesinde BM askerlerini atlatıp tampon bölgeye girdiler. Karşılarında duran asker, polis ve “tam teçhizatlı sivil kişilere” doğru yürümeye başladılar. İyice yaklaştıktan sonra koşarak geri dönerken tel örgülere takıldılar. Peşlerinden koşan sopalı adamlar Kıbrıslı Rumları öldüresiye dövüyorlardı. Korkunç bir tabloydu. Tel örgülere bir tavşan gibi takılıp kaçamayan genç adam topuzlarla linç ediliyordu. Televizyonlar bu vahşet sahnesini canlı olarak yayınlıyordu.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 19/08/2026
14 Ağustos 1974’te Muratağa, Sandallar ve Atlılar’da 126 Kıbrıslı Türk sivil öldürüldü. Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçti; hiçbir fail yargılanmadı. Nuri Sılay, katliamı tanıklıklar, belgeler, cezasızlık ve yüzleşme girişimleri üzerinden araştırıyor.
gazeddakibris.com
Muratağa, Sandallar ve Atlılar: Katliam ve Yüzleşme
Kıbrıs'ta Türkiye'nin ikinci askeri harekatı başlattığı 14 Ağustos 1974’te Maratha (Muratağa), Sandalaris (Sandallar) ve Aloa (Atlılar) köylerinde 126 Kıbrıslı Türk sivil öldürüldü. Kurbanların çoğu kadın, çocuk ve yaşlıydı. Aradan yarım yüzyıldan fazla zaman geçti; hiçbir fail yargı önüne çıkarılmadı. Üç köyün hafızası, cinsel şiddetten cezasızlığa, suskunluktan yüzleşme çabalarına uzanan bir hesaplaşmayı hâlâ bekliyor. Maratha’nın bir okulu, okulun da tek bir sınıfı vardı. Farklı yaşlardaki çocuklar aynı öğretmenden, aynı sınıfta ders görüyordu. 1974 öğretim yılının sonunda öğretmenleri Ahmet Yorgancıoğlu’yla okulun bahçesinde fotoğraf çektirdiler. Şafak Nihat’ın yıllar sonra verdiği bilgiye göre fotoğraf, katliamdan yaklaşık iki ay önce çekilmişti.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 18/08/2026
The Flycatcher, Mehmet Aziz’in ve Kıbrıs’ta sıtmanın ortadan kaldırılması için yürütülen kolektif mücadelenin büyük ölçüde unutulmuş hikâyesini yeniden görünür kılıyor. Yönetmenler Khalil Betz-Heinemann ve Johan Duchateau, Antonis Georgiou’nun Dialogos için yaptığı söyleşide anlatıyor.
gazeddakibris.com
The Flycatcher (Sinekçi): Kıbrıs’ın Unutulmuş Ortak Mücadelesi
Kıbrıs, sıtmayı bilinçli bir programla ortadan kaldıran ve bu başarıyı sürdüren dünyadaki ilk ülke oldu. Ancak adanın yakın tarihini belirleyen bu önemli kamu sağlığı başarısı, bugün Kıbrıs’ın kolektif hafızasında çok az yer tutuyor. Khalil Betz-Heinemann ve Johan Duchateau’nun The Flycatcher (Sinekçi) belgeseli, büyük ölçüde unutulmuş bu hikâyenin izini sürüyor. Sözlü tarih ve emek tarihi anlatılarını, arşiv fotoğraflarını, sıtmayla mücadelede çalışanların anılarını ve sonraki kuşakların hafızasını bir araya getiren film, kampanyaya öncülük eden sağlık müfettişi Mehmet Aziz’i anlatının merkezine yerleştiriyor. Geçmişte yürütülen sıtmayla mücadele ile günümüzdeki sivrisinek kontrol uygulamaları arasında gidip gelirken, kamu sağlığının Kıbrıs’ta milliyetçi sınırları nasıl aşabildiğine de bakıyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 18/08/2026
Nikos Mesaritis, Politis’te yayımlanan yazısında Kıbrıs sorununda barışın, güvenliğin, ekonominin ve ortak geleceğin iki toplum için neden ortak bir stratejik çıkar olduğunu tartışıyor.
gazeddakibris.com
Barışın Ortak Dili
Nikos Mesaritis | Politis Kıbrıs sorunu onlarca yıldır, esas olarak iki toplumu birbirinden ayıran ve müzakerecilerin çözmeye çalıştığı varsayılan meseleler üzerinden tartışılıyor. Kamuoyundaki tartışmalar anlaşmazlıklar, sorumluluklar, başarısızlıklar ve karşılıklı güvensizlik etrafında dönüp duruyor. Geçmişin sorunlarını yeniden üreten bu tartışma, geleceğe ışık tutmayı ise başaramıyor. Liderler sürekli duvarlar örüyor. Bu da bir çözüm inşa etmek konusunda uzlaşamadıkları anlamına geliyor. İki toplumu ayıran konulara odaklanıyor, herhangi bir konuda anlaşmak için karşılık talep ediyor, adanın dört bir yanındaki insanların hayatını kolaylaştıracak ve onlara mutluluk verecek ne varsa bu pazarlıkların içinde örseliyorlar. Kamuoyuna yaptıkları açıklamalarda siyasi bedel ödeme korkusu ağır basıyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 17/08/2026
Bir sanatçıyı hep benzer işler üretmesinden mi tanırız, yoksa değişmekten ve risk almaktan korkmamasından mı? Mehveş Beyidoğlu, kendi üretim pratiğinden yola çıkarak sanatçının dili, tekrar, merak ve değişim üzerine düşünüyor.
gazeddakibris.com
Aynı Şeyi Yapmak mı, Değişmek mi?
İnsanın kafasında ne varsa odur. Nereye giderse gitsin, ne yaparsa yapsın onu taşır yanında. Ben uzunca bir zaman izlere ve lekelere takıldım. Her türlü lekeyi, şekli, oluşan objeyi, doğum lekesini buldum, inceledim, üzerine düşündüm. Bazen hiç kimsenin fark etmediği bir şey saatlerce aklımı meşgul etti. Bir duvarda, bir taşın üzerinde, bir kayanın kıvrımında gördüğüm bir şekil beni alıp başka yerlere götürdü. Bu konu bende uzunca bir süre devam etti. Benim çalışma biçimim biraz böyle. Bir şey üzerine düşünmeye başladığımda bu öyle hemen bitmez, aksine başka bir şey dikkatimi çekmeye başlayana kadar devam eder.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 17/08/2026
Mustafa Onurer, Tasos İsaac, Solomos Solomou ve Allahverdi Kılıç cinayetleri üzerinden Kıbrıs’ta hukuk, cezasızlık ve seçici adalet anlayışını sorguluyor.
gazeddakibris.com
Suç ve Ceza: Tasos İsaak, Solomos Solomou ve Allahverdi Kılıç’ın “Katli Vacip”miydi?
Ακολουθεί το ελληνικό 11 Ağustos 1996’da Tasos İsaak, kafası ezilerek; 14 Ağustos 1996’da Solomos Solomou boynundan vurularak; 8 Eylül 1996’da Allahverdi Kılıç kurşunlanarak öldürüldüler. 3 Ağustos 2026’da Z.A. adında bir kadın bıçaklanarak öldürülmek istendi… Dört cinayet, üç farklı yaklaşım! Suç, suç olmaktan; ceza, ceza olmaktan çıkarsa, geriye hukuk kalır mı? Kıbrıs adasının toplam yüzölçümü 9.251 kilometre karedir. Akdeniz'in Sicilya ve Sardunya'dan sonraki üçüncü büyük adasıdır Kıbrıs. Toplam büyüklüğü 10 bin kilometrekare bile değil… Tam-tamına 9.251 kilometre kare… Akdeniz’in üçüncü büyük adası; Kıbrıs… Küçüklüğü sizi yanıltmasın sakın! Bu küçücük ada üzerinde üç tane devlet, sınırlarında yedi tane bayrak dalgalanmaktadır… …
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 17/08/2026
Yapay zekâ artık yalnızca bilgiye erişimi kolaylaştırmıyor; açıklıyor, karşılaştırıyor, özetliyor ve cevap üretiyor. Çağdaş Öğüç, bu dönüşüm karşısında eğitimin ve öğretmenin rolünün nasıl yeniden düşünülmesi gerektiğini sorguluyor.
gazeddakibris.com
Cevabı Makine Verirse, Eğitim Ne İşe Yarar?
Birkaç haftadır izinliyim. İzinli olduğum süre boyunca eğitim hakkında düşünebilme fırsatı buldum. Enteresan bir biçimde, eğitimle ilgili bir sektörde çalışırken, yapmak zorunda olduğunuz eğitim dışı işler nedeniyle eğitimin kendisi hakkında düşünmek pek kolay olmayabiliyor… Başlamadan şunu belirtmeliyim. Ben eğitim bilimci değilim. Dolayısıyla bu yazıda okuyacağınız hiçbir şeyin, bilimsel bir iddiası bulunmamaktadır. Daha çok kafamın içinde dönen şeyleri karalamaya çalıştığım bir metin olarak düşünebilirsiniz. Bir soruyla başlayayım… Makine cevabı biliyor ve bu cevabı bize saniyeler içinde verebiliyorsa, eğitim ne işe yarayacak? Biraz daha daraltmak gerekirse: Yapay zeka ile birlikte insan öğretmenlere duyulan ihtiyaç ortadan kalkacak mı?
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 16/08/2026
Nuri Sılay, Sotiroula Vasileiou’nun Philenews’de yayımlanan çalışmasından hareketle Myrto Georgiadou’nun 1974’te kaybolan babası Vasileios Georgiadis’i 47 yıl sonra toprağa verme hikâyesini aktarıyor.
gazeddakibris.com
Dokuz Aylıkken Kaybettiği Babasını 47 Yıl Sonra Toprağa Verdi
Mirto Georgiadou henüz dokuz aylıkken babası Vasileios Georgiadis 6 Ağustos 1974’te kayboldu. Kalıntıları 2006’da bir toplu mezarda bulundu, kimliği ise ancak 2021’de belirlendi. Babasına ait hiçbir anısı olmayan Mirto, onu önce fotoğraflardan ve başkalarının anlattıklarından tanıdı. Kırk yedi yıl sonra ise babasını toprağa verdi. Mirto Georgiadou babasının sesini hatırlamıyor. Bir bakış, bir dokunuş, birlikte geçirilmiş günlerine dair bir anısı da yok. Vasileios Georgiadis kaybolduğunda Mirto henüz dokuz aylıktı. Babasını annesinin anlattıklarından, aile albümündeki fotoğraflardan ve yıllar sonra karşısına çıkan tanıklıklardan tanımaya çalıştı. Çocukluğu boyunca babası hem vardı hem yoktu. Fotoğraflarda genç bir insan olarak duruyordu.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 16/08/2026
Köln’ü yalnızca turistik duraklarıyla değil, sokakları, müzeleri, Ren kıyısı ve kentteki gündelik yaşam üzerinden keşfeden Filiz Uzun, şehrin bilinen ve beklenmedik duraklarının peşine düşüyor. Mülheim’daki Keupstraße ve Müzik Gala Kitabevi üzerinden Köln’deki Türkiyeli göçmen yaşamına da bakıyor.
gazeddakibris.com
Dom’dan Ren’e Köln’ün Peşinde
Bir şehri gezmek istediğimiz zaman genellikle internetten gezilecek yerlere bakar ya da giden birilerinden tavsiyeler alırız. Ben de gezeceğim tüm şehirleri önce araştırırım görmek istediğim yerleri listelerim ve evet Elbette ben de popüler olan birçok kişinin önerdiği yerleri gezer, görürüm. Bolca da fotoğraf çekerim. Ancak bana göre en güzel yerler kimsenin önermediği sizin alıp başınızı gittiniz, kaybolduğunuz sokaklarda karşınıza çıkan sokaklar, binalar belki bir cafe, restoran, tarihi bir bina; beni en çok bunlar mutlu eder. Bir şehri anlamak popüler yerleri gezerek olmaz. Daha çok o şehirde yaşayan insanların gittiği yerlere bakmak, nerede yemek yediklerini öğrenmek, hangi sokaklarda eğlendiklerini bilmek gerekir.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 15/08/2026
15 yılda 200’ü aşkın anıt. Kiliseler, camiler, manastırlar, mezarlıklar ve arkeolojik alanlar. Sotos Ktoris, Kültürel Miras Teknik Komitesinin çalışmalarını ve iki toplumun ortak mirası birlikte korumasının Kıbrıs’ın geleceği açısından ne ifade ettiğini anlatıyor.
gazeddakibris.com
200 Anıt, 15 Yıl, İki Toplum: Kültürel Mirasın Açtığı Ortak Yol
Kıbrıs’ta siyasal müzakereler yıllardır aynı çıkmazların çevresinde dönerken, iki toplumun birlikte çalışabildiği alanlar sessizce başka bir hikâye anlatıyor. Kültürel Miras Teknik Komitesi de bu alanların en somut örneklerinden biri. Yaklaşık 15 yılda adanın dört bir yanında 200’ü aşkın kilise, cami, manastır, mezarlık, su kemeri ve arkeolojik alanın korunmasına katkı sağlayan Komite, yalnızca yapıları restore etmiyor; bölünmenin giderek silikleştirdiği ortak tarihsel hafızayı da görünür kılıyor. Komitenin Kıbrıslı Rum eş başkanı Sotos Ktoris, Politis’ten Andri Daniil’e verdiği söyleşide yürütülen çalışmaların son durumunu, Apostolos Andreas Manastırı’ndaki restorasyonu ve iki toplumun kültürel mirası birlikte korumasının taşıdığı siyasi ve toplumsal anlamı anlatıyor.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 15/08/2026
Güven Uludağ, 14 Ağustos 1974’ü Muratağa, Sandallar, Atlılar, Aşşa ve diğer sivil kayıplar üzerinden Kıbrıs’ın ortak hafızasıyla ele alıyor.
gazeddakibris.com
14 Ağustos 1974
14 Ağustos 1974, Kıbrıs'ın yakın tarihinde derin yaralar bırakan tarihlerden biridir. O sabah Türkiye'nin İkinci Harekatı başladı. Cephede savaş yeniden şiddetlenirken, adanın farklı bölgelerinde siviller de bu savaşın kurbanı oldu. Bazı köylerde insanlar öldürüldü, bazıları kayboldu, bazıları esir alındı. Aileler parçalandı ve geride yıllarca kapanmayacak yaralar kaldı. Bu nedenle 14 Ağustos'u yalnızca bir askeri harekatın başladığı gün olarak değil, Kıbrıs'ta sivillerin büyük bir felaket yaşadığı günlerin başlangıcı olarak da hatırlamak gerekir. Muratağa, Sandallar ve Atlılar Bu felaketin Kıbrıslı Türkler açısından en ağır örneği Muratağa, Sandallar ve Atlılar'da yaşandı. Üç köyde toplam 126 Kıbrıslı Türk öldürüldü.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 11/08/2026
Nuri Sılay, 20 Temmuz’dan 14 Ağustos 1974’e Kıbrıs’ta ateşkese rağmen süren ilerlemeyi, sivillere yönelik şiddeti ve coğrafi bölünmeye giden yolu belgelerle inceliyor.
gazeddakibris.com
Ateşkesin İçinde Büyüyen İşgal
Kıbrıs 1974 Araştırmaları III Bu araştırma, Kıbrıs 1974 Araştırmaları dosyasının üçüncü bölümüdür. “Kıbrıs 1974: Herkes Her Şeyi Biliyordu” başlıklı ilk bölümde Atina ile Washington’ın darbeye giden süreçte ne bildiğini ve hangi imkânları kullanmadığını; “Darbe ve Müdahale Arasında: Londra ve Ankara’nın Beş Günü” başlıklı ikinci bölümde ise Britanya ile Türkiye’nin darbe ile askerî müdahale arasındaki kararlarını inceledik. Bu üçüncü bölümde odağımızı karar odalarından savaşın sahasına, ilan edilen ateşkese rağmen genişleyen askerî denetime ve coğrafi bölünmeye giden sürece çeviriyoruz. 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs, beş gün önce başlayan darbenin ardından bu kez yeni bir savaşın içine uyandı.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 09/08/2026
Filiz Uzun, Köln’ün yürünebilir sokaklarından bisiklet yollarına, parklarından toplu taşımaya uzanan kent yaşamını Kıbrıs’la karşılaştırıyor.
gazeddakibris.com
Köln Gibi Yürünebilir Şehirler Yaratabilir misiniz?
Köln’e turistik gezi maksadıyla gelmedim. Kızım Helin yüksek lisans eğitimi için Köln’de. Agustos ayı boyunca bir şirkette hem staj yapacak hem de part time çalışacak. Ben de  kızımla zaman geçirmek ve Kıbrıs’ın sıcaklarından  biraz kaçmak için buraya geldim.  Köln’e daha önce de bir kez gelmiştim ama gezememiştim. Helin 9-18 saatleri arasında staj ve işte. Ben Köln’ü Helin’in yönlendirmeleri ile geziyorum. Bazen de spontane ve google mapsla. Akşam 6’dan sonra çok yorgun değilse birlikte de çıkıyoruz. Avrupa’da şehirler akşam başka bir şekle dönüşüyor. Her şehri akşam da gezmek gerek.  Almanya’da gezebilmek için ilk öğrenmeniz gereken şey tren kullanmak.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 06/08/2026
20 Temmuz 1974’te bombalanan Athalassa Psikiyatri Hastanesi’nde 33 kişi öldü. Tanıklıklar, kazılar ve yıllarca unutulan kurbanların hikâyesi.
gazeddakibris.com
1974 Bombardımanı: Athalassa’nın Unutulan Kurbanları
“Bazılarını, bedenlerine saplanmış cam parçalarıyla bulduk. Birinin bükülmüş elinde, üzerinde Serenace yazan küçük bir cam ilaç şişesi vardı. Bu türden 30 kadar küçük cam ilaç şişesi bulduk. Onları, tanıkların tarif ettiği gibi battaniye ve çarşaflara sarılmış halde bulduk. Bir kadın hastanın kırmızı elbisesi naylondan yapıldığı için hiç bozulmamıştı.” Bu sarsıcı anlatım, Athalassa Hastanesi’ndeki mezar açma çalışmalarını yürüten arkeologlardan Mihalis Yakovidis’e ait. Kasım 2017’de başlayan ve haftalarca süren kazılarda, 20 Temmuz 1974’te Türk hava kuvvetlerinin hastanenin iki koğuşunu bombalaması sonucu hayatını kaybeden hastalara ait kemikler arandı. Bombardıman, yaşları 22 ile 80 arasında değişen 33 kişinin ölümüne yol açmıştı.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 05/08/2026
Anti-Depresan TV Yayın Yönetmeni Duayen Gazeddacı Sans Ürsüz gündemi yorumluyor #barikat #kıbrıs #kıbrısorunu
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 05/08/2026
Sirenler, sığınaklar, yas alanları ve sokaklarda devam eden hayat… Hasan Yıkıcı, savaş koşullarındaki Kyiv’den izlenimlerini ve tanıklıklarını aktarıyor.
gazeddakibris.com
Yaşamın Ölüme Direndiği Kent: Kyiv!
Kyiv istasyonuna henüz daha varmadan camdan dışarıya bakıyorum. Katman katman tren raylarını görüyorum, mavi renkli trenler. Arka planda irili ufaklı binalarıyla Kyiv şehri. Bizi ne bekliyor acaba? Tren camına hafif yağan yağmurun damlacıkları birikiyor. Yavaşlıyoruz... Trenden iner inmez kucaklaşan insanlar görüyorum. Gri bir gökyüzü. Birbirine sarılan genç bir çift. Kavuşma anı. Birazdan öpüşecekler, biliyorum. Elimdeki valizleri ve çantayı bırakıyorum, kameramı hızlıca göz hizama getiriyorum. Kyiv'deki ilk fotoğraf! Kavuşma öpüşü! Bulanık ve odak dışı, ama olsun. Orada bir hikaye var. Zamanın ve geleceğin sislendiği, puslandığı bir dönemden geçiyoruz. Kyiv tren istasyonuna indiğimde hala Ukrayna'da olduğuma inanamıyordum.
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 04/08/2026
Kıbrıs’ta hayat gerçekten daha mı yavaş akıyor? Christina Michailidis’in Cyprus Mail’de yayımlanan yazısı; tükenmişlik, hayat pahalılığı, dijital baskı ve kentleşmenin Akdeniz yaşamını nasıl dönüştürdüğünü ele alıyor.
gazeddakibris.com
Kıbrıs, Akdeniz Yaşam Biçimini Yitiriyor mu?
Christina Michailidis | Cyprus Mail Kıbrıs’ta hayatın daha yavaş aktığı sık sık söylenir. Turistler sakin öğleden sonralarını, açık hava kafelerini ve herkesin hâlâ sohbet etmeye zaman ayırabildiği, bağların güçlü olduğu mahalleleri hayal eder. Ancak Kıbrıs güneşi ve rahat yaşam biçimiyle tanınsa da burada yaşayan birçok kişi kendisini yorgun hissettiğini söylüyor. Tükenmişlik, bunalmışlık hissi ve sürekli çevrim içi olma baskısı, gerçekten de yaşadığımızı düşündüğümüz Akdeniz yaşam biçimini yaşayıp yaşamadığımızı sorgulamamıza yol açabiliyor. Kıbrıs, daha yavaş yaşam ritmini yitirmiş bir yere mi dönüştü, yoksa Akdeniz yaşam biçimi hiçbir zaman anlatıldığı kadar basit değil miydi?
000
Gazedda @gazeddakibris.bsky.social · 04/08/2026
Kıbrıs sorununda görüşmelerin yeniden başlaması ihtimali, çözümden çok kaygı ve tepki üretiyor. Antonis Polidoru, federasyonu reddeden ancak yerine uygulanabilir bir çözüm önermeyen yaklaşımların statükoyu nasıl temel talebe dönüştürdüğünü ele alıyor.
gazeddakibris.com
Statükonun Pazarlamacıları
ANTONİS POLİDORU | Politis BM Genel Sekreteri’nin Kıbrıs ziyaretiyle birlikte görüşmelerin yeniden başlama ihtimalinin doğması bile, dört bir yandaki “kaygılıları” harekete geçirmeye yetti. Kıbrıs sorununda neyin yanlış gittiğini ve özellikle yeni bir girişimde nelerin yanlış gidebileceğini göstermek için medya kuruluşlarını ve sosyal ağları doldurdular. Simos Angelidis, önce uyulmadığını söylediği ve önemli olarak nitelendirdiği çeşitli sembolik ayrıntılara değindi. Ardından Kıbrıs sorununu iki toplumlu bir sorunmuş gibi ele almamızı eleştirdi; herhangi bir çözümün öncelikle Türkiye’nin sorumluluğunu tanıması gerektiğini belirtti ve Türkiye uluslararası hukuka saygı göstermediğini kanıtladığı için yeni bir planda garantilerin öngörülmemesinin de bir anlam taşımayacağını açıkladı.
000